Liderin feraset ve basîreti
Bismillâhirrahmanirrahîm!
MİLLÎ Görüş hareketinin öncülerinden Yasin Hatiboğlu ağabeyimiz Erbakan Hoca’nın kararlılığını şöyle tanımlamıştı: “Tarihin eline verdiği mührü, / Davası uğruna kullanan adam!” O, bir an olsun davasına, milletine, insanlığa hizmet etmeyi unutmadı. Örnek olarak, Kıbrıs’ta kan gövdeyi götüren facia noktasında sıkıntılı günler yaşanırken, 3 günlük başbakan vekilliği görevinde, bu sürenin her dakikasını Kıbrıslı soydaşlarımızı Rumların zulmünden kurtarmak için kullandı.
1974’te CHP-MSP Hükûmeti iktidardaydı. Bülent Ecevit başbakan, Necmettin Erbakan başbakan yardımcısıydı. 1963 ve 1967 yıllarında da köyleri yakmalar, katliam ve soykırımlar olmuştu. O dönemin hükûmetleri Amerika tehdidi karşısında Kıbrıs’a müdahale edememişti. Rumların terörist lideri Sampson’un Kıbrıs’ta Makarios’a karşı darbe yapmasından sonra katliamların şiddeti daha da arttı.
Türkiye, Yunanistan ve İngiltere, Kıbrıs için “garantör” devletlerdi. Başbakan Ecevit, sorunu diplomasi yöntemiyle çözmekten yanaydı. Konuyu İngiltere ile görüşmek istiyordu. Erbakan ise tarihî gerçeklerden hareketle İngiltere’nin Türkiye ve Kıbrıs lehine hayırlı bir adım atmayacağını çok iyi biliyordu. Acilen Türkiye’nin Kıbrıs’a müdahale etmesinden yanaydı.
Başbakan Ecevit, yanına MSP’yi temsilen İçişleri Bakanlığı’nı yürüten Oğuzhan Asiltürk’ün de bulunduğu bir heyetle İngiltere’ye gitti. Artık Erbakan Hoca, başbakan vekiliydi. Vekil, asilin bütün yetkilerine sahipti. Ecevit’i İngiltere’ye uğurladıktan hemen sonra, vakit kaybetmeden Genelkurmay Başkanı Semih Sancar’la........
