menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Liderin feraset ve basîreti

27 48
21.02.2026

Bismillâhirrahmanirrahîm!

MİLLÎ Görüş hareketinin öncülerinden Yasin Hatiboğlu ağabeyimiz Erbakan Hoca’nın kararlılığını şöyle tanımlamıştı: “Tarihin eline verdiği mührü, / Davası uğruna kullanan adam!” O, bir an olsun davasına, milletine, insanlığa hizmet etmeyi unutmadı. Örnek olarak, Kıbrıs’ta kan gövdeyi götüren facia noktasında sıkıntılı günler yaşanırken, 3 günlük başbakan vekilliği görevinde, bu sürenin her dakikasını Kıbrıslı soydaşlarımızı Rumların zulmünden kurtarmak için kullandı.

1974’te CHP-MSP Hükûmeti iktidardaydı. Bülent Ecevit başbakan, Necmettin Erbakan başbakan yardımcısıydı. 1963 ve 1967 yıllarında da köyleri yakmalar, katliam ve soykırımlar olmuştu. O dönemin hükûmetleri Amerika tehdidi karşısında Kıbrıs’a müdahale edememişti. Rumların terörist lideri Sampson’un Kıbrıs’ta Makarios’a karşı darbe yapmasından sonra katliamların şiddeti daha da arttı.

Türkiye, Yunanistan ve İngiltere, Kıbrıs için “garantör” devletlerdi. Başbakan Ecevit, sorunu diplomasi yöntemiyle çözmekten yanaydı. Konuyu İngiltere ile görüşmek istiyordu. Erbakan ise tarihî gerçeklerden hareketle İngiltere’nin Türkiye ve Kıbrıs lehine hayırlı bir adım atmayacağını çok iyi biliyordu. Acilen Türkiye’nin Kıbrıs’a müdahale etmesinden yanaydı.

Başbakan Ecevit, yanına MSP’yi temsilen İçişleri Bakanlığı’nı yürüten Oğuzhan Asiltürk’ün de bulunduğu bir heyetle İngiltere’ye gitti. Artık Erbakan Hoca, başbakan vekiliydi. Vekil, asilin bütün yetkilerine sahipti. Ecevit’i İngiltere’ye uğurladıktan hemen sonra, vakit kaybetmeden Genelkurmay Başkanı Semih Sancar’la havaalanında bir görüşme yaptı. Semih Sancar Paşa, vatanını seven inançlı bir komutandı.

ERBAKAN, başbakan vekilliği günlerini çok iyi değerlendirdi. Genelkurmay Başkanı’yla görüşmesinde Semih Sancar’ın da Kıbrıs’a müdahaleden yana olduğunu öğrendi. Sancar’a, ordumuzun Kıbrıs’a çıkarma yapmaya hazır olup olmadığı sordu. Sancar, “Ordumuzun buna hazır olduğunu” söyleyince, Erbakan Hoca Sancar’a hemen hazırlıkları başlatmasını emretti.

Sayın Sancar’ın da Erbakan’dan bir isteği oldu. Ordunun İskenderun’dan döndürülmeyeceği konusunda “güvence” istedi: “Ordumuz geçmişte iki kere İskenderun’a kadar gitti; fakat geri döndürüldü. Yeniden geri dönerse askerin itibarı zedelenir. Bu konuda kesin söz istiyorum.” Erbakan Hoca da, “Biz Millî Görüşçüyüz. Başkalarına benzemeyiz. Kesinlikle kararımızdan dönmeyiz” diyerek, Sancar’a güvence verdi.

Erbakan Hoca, bundan sonra, basına kapalı oturumla TBMM’yi topladı. Gelişmeler ve Kıbrıs’ın durumuyla ilgili olarak milletvekillerini bilgilendirdi. Sonra da Bakanlar Kurulu’nu topladı. Harekâtın gerekçesini anlattı. Bakanlar Kurulu’ndan Kıbrıs Barış Harekâtı kararı çıkardı. Her gelişme için GKB ile irtibat halinde oldu. Gelişmeleri dakika dakika takip etti. Adeta başbakan vekili olma döneminin her saniyesini değerlendirdi. GKB ile birlikte Hava Kuvvetleri Komutanlığı’na gittiler

Bir taraftan Amerika, Türkiye’yi tehdit etmeye devam ediyordu. Amerika, Kıbrıs’ta hareketlilik yaşanması halinde, yeterli güçle müdahale etmek için 6. Filo’yu Akdeniz’de bekletiyordu. 6. Filo Akdeniz’in İtalya’ya yakın bir bölgesinde konuşlanmıştı. Filo, 8 gemi ve mürettebatından oluşuyordu. En büyük gemiyse Kennedy adını taşıyordu. Ayrıca bütün gemiler harekâta hazır durumdaydı.

ERBAKAN, feraset, basiret ve zekâsıyla 6. Filo’nun da etkisiz hale getirilmesine çözüm buldu. Bu sebeple GKB ile birlikte Hava Kuvvetleri’nin eğitim alanına gittiler. “U” düzeni almış 177 pilot oradaydı. Pilotlarla görüştü. Kıbrıslı soydaşlarımızın durumunu anlattı. Onları motive etti. Pilotlardan şunu istedi:

“6. Filo’nun harekete geçmesi halinde 8 gemiyi infilâk ettirebilecek cesarette 8 pilot istiyorum. “Şehadet dalışı” yapmaya hazır pilotlarımız bir adım öne çıksın!” İşte kahraman askerimizin kararlılığı!.. Bu teklif karşısında 177 pilot bir anda bir adım öne çıktı.

Uçakla, seçilen hedefi, uçağı ve kendisini feda etmek pahasına imha etmeyi amaçlayan bu dalışa harp dilinde “Kamikaze Dalışı” deniyor. İntihar dalışı da! Erbakan, bunun adını “şehadet dalışı” koydu.

Geriye dönerken, Semih Sancar, Erbakan Hoca’ya; “Sayın Başbakan’ım! Böyle deneme yapmaya gerek yoktu. Emreder yaptırırdık” dedi. Erbakan Hoca da; “Hayır, buradaki durum şimdi Pentagon’a gitti. Gerisini Amerika düşünsün” dedi. GKB, bunun üzerine, “Erbakan bize askerliği de öğretti” ifadesini kullandı.

Gerçekten olaydan 15 dakika sonra Amerika, 6. Filo’daki personelini geri çekti. 177 pilotun “şehadet dalışı”yla gemileri infilâk ettireceğinden korktu. Olay sonrası Barış Harekâtı’nın önündeki engeller kalktı. Ecevit, 20 Temmuz gecesi eli boş döndüğünde olup biteni öğrendi. “Diyanet İşleri Başkanı’nı çağırın da duasını etsin” demek zorunda kaldı.


© Milli Gazete