Kavmiyetçilik fitnesi
Bismillâhirrahmanirrahîm!
ÇOK hassas günlerden geçtiğimizin farkındasınız! Haçlı-Siyonist zalimler İslâm dünyasını hedef almış durumda! Kinleri, gözlerini kan bürüyen noktada! Müslümanları yok etmek konusunda hiçbir hukuk, ölçü, kural tanımıyorlar. Çıkarlarından başka bir şey düşündükleri yok. Küresel baş sömürgeci Trump’ın uluslararası hukuku bile yok sayan haydutluk, korsanlık ve eşkıyalık noktasına ulaşmış insafsızlık ve vicdansızlığı tüm dünyayı tedirgin ediyor.
Bu atmosferde, yöneticilerimizden halka kadar hepimize önemli sorumluluklar düşüyor. Sömürgecilerin hedeflerine ulaşmak için en çok uyguladığı planları şu: “Böl, parçala ve yut/hükmet!” Milletleri parçalamak için en kullanışlı yöntemleri şunlar: Etnisite (kavmiyetçilik, ırkçılık); din/mezhep ve bölgesel farklılıklar. Bunları toplumları çatıştırmak, ayrıştırmak ve parçalamak amaçlı kullanıyorlar.
Bugün bu ayrılık unsurlarından “kavmiyetçilik fitnesi”ni ele alacağım. Allah insanı soy, sop, şube, kabile ve kavimler halinde yarattı. Bunların hepsi birer olgudur ve gerçektir. Rabbimiz bu farklılıkların nasıl kullanılacağını da haber verdi: “Liteârafû - Birbirinizle tanışmanız için!” (Hucurât, 13) Tanışıp ne olacak? Birbirimizle kardeş olacağız! Hani, Allah Rasülü (s.a.v.); “Ey Allah’ın kulları! Kardeş olunuz” (Müslim) buyurur ya!
Allah Rasülü (s.a.v.), insanlığa son mesajları olan Veda Hutbesi’nde, “Hepiniz Âdem’densiniz, Âdem ise topraktandır. Arab’ın Arap olmayana hiçbir üstünlüğü yoktur. Üstünlük takvadadır” buyurdu. Hiç kimse mensup olduğu soyu, kavmi ve kabilesini vesile yaparak üstünlük........
