Rakı fabrikasını 2’den 18’e çıkarmakla övünenlerin davası da ümmet davasıymış…
İktidarın yanlışlarına macun çekmeyi, buna karşılık her gün Saadet Partisi’nin doğrularına çamur atmayı adeta görev edinmiş bir gazetenin manşeti sabah gözüme takıldı…
Kocaman harflerle yazıyordu: “Bu hareket ümmet davasıdır.”
Doğrusunu söylemek gerekirse durdum.
Çünkü ümmet kelimesi öyle kolay kurulacak bir cümle değil.
Ümmet dediğiniz şey; seçim sloganı değildir.
Ümmet; adalet iddiasıdır.
Mazlumun yanında durma iddiasıdır.
Ve tam da bu yüzden insan bazı soruları sormadan geçemiyor.
Yıllar boyunca Avrupa Birliği reformları anlatıldı.
Toplumsal dönüşüm anlatıldı.
Bugün ise aynı çevrelerden aile yapısının bozulduğu, gençlerin korunamadığı, toplumsal yozlaşmanın arttığı yönünde açıklamalar geliyor.
İnsan ister istemez soruyor:
Madem bugün bu tablo eleştiriliyor…
Aradan geçen yıllarda hangi muhasebe yapıldı?
Çünkü devlet yönetmek sadece karar almak değil; gerektiğinde dönüp kararlarını sorgulayabilmektir.
Yıllarca muhafazakâr söylemle siyaset yapıldı.
Ama ekonomik başarı anlatılırken zaman zaman şu tarz övünç cümleleri de duyuldu:
“İçki fabrikalarını 2’den 18’e çıkardık.”
Burada mesele insanların özel hayatı değil.
Soru........
