menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Gazze’de susan Batı, İran söz konusu olduğunda insan haklarını gerçekten savunmak için mi hatırlıyor?

8 11
07.02.2026

14 Şubat’ta Münih’te düzenlenmesi planlanan ve “özgürlük”, “insan hakları” ve “İran halkıyla dayanışma” başlıklarıyla sunulan gösteri, Batı kamuoyuna tanıdık bir senaryoyu bir kez daha servis ediyor. Sahnede büyük kavramlar var; fakat bu kavramların altı, her zamanki gibi seçici bir vicdanla dolduruluyor.

İran’daki molla rejiminin baskıcı yapısı elbette tartışmalıdır. Buna kimsenin itirazı yok. Ancak asıl mesele, bu baskının ne zaman, kimler için ve hangi siyasi hesaplarla gündeme getirildiğidir. Çünkü Batı’nın insan hakları hassasiyeti, evrensel bir ilke değil; çıkarla sınırlı bir refleks olarak işlemektedir.

Bugün Münih’te İran için gözyaşı dökenlerin önemli bir kısmı, aynı günlerde Gazze’de yaşananları görmezden gelmektedir. Çocuklar enkaz altında can verirken, hastaneler bombalanırken, milyonlarca insan açlıkla terbiye edilirken Batı başkentlerinde derin bir sessizlik hâkimdir. Gazze söz konusu olduğunda “güvenlik”, “meşru müdafaa” ve “karmaşık dengeler” hatırlanır; konu İran’a gelince ise birdenbire insan hakları nutukları atılmaya başlanır.

İşte ikiyüzlülük tam da buradadır.

Gazze’de insan hakları askıya alınabilir görülürken, İran için meydanlar kurulması; Filistinlilerin yaşam hakkı yok sayılırken İran halkı adına vitrinler hazırlanması, bu söylemin samimiyetini baştan boşa düşürmektedir. İnsan hakları, eğer gerçekten evrensel bir değer olsaydı, bombanın düştüğü yere göre........

© Milli Gazete