menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Ankara’nın Balgat semtindeki bir kafeteryada kulak misafiri olduğum siyasi senaryo

15 0
25.06.2026

Geçtiğimiz hafta sonu Ankara’daydım.

Saadet Partisi Genel Merkezi’nde gerçekleştirilen Politikalar Kurulu Koordinatörleri Toplantısı’na katılmıştım.

Pazar günü toplantımız sona erince otele döndüm. Resmî kıyafetlerimi çıkarıp günlük kıyafetlerimi giydim ve Balgat’taki bir kafeteryaya gitmeye karar verdim.

Ankara’ya ilk gidişim 1987 yılında, Refah Partimizin seçim çalışmalarına katılmak için Balgat’taki Genel Merkezimize olmuştu. Gençlik heyecanıyla gittiğim o binadan daha sonra seçim çalışmaları için Zonguldak’a gönderilmiştim. Aradan geçen yaklaşık kırk yıla rağmen o günlerin hatırası hâlâ hafızamda canlılığını koruyor.

Bu nedenle önce eski günleri yad etmek için o çevrede biraz dolaştım. Ardından da bir kafeteryaya oturup çay içmeye karar verdim.

Benim eski bir alışkanlığım vardır.

İstanbul’a gittiğimde sık sık Fatih At Pazarı çevresindeki kafeteryalara uğrarım. Çünkü oralarda ülkenin geleceğini kurtaranlardan ihale uzmanlarına, siyaset mühendislerinden iktidar güzellemesi yapanlara kadar her kesimden insanı görmek mümkündür.

Balgat’taki kafeteryada da manzara çok farklı değildi.

Ben arka tarafta tek başıma çayımı yudumlarken masamın üzerindeki gazetelere göz atıyordum.

Şunu da belirtmiş olayım:

Ben Milli Gazete olmadan başka gazeteyi kolay kolay elime almam. Çünkü bana göre Milli Gazete birçok haberi ve yorumu sorgulamama yardımcı olan bir virüs tarayıcısı görevi görüyor.

Yan masalardaki sohbet ise oldukça koyuydu.

Önce ihaleler konuşuldu.

Konuşanların giyim kuşamlarından ve tavırlarından maddi durumlarının oldukça iyi olduğu anlaşılıyordu.

Ben ise sade kıyafetlerimle sessizce oturuyordum. Belki de kendi aralarında “Bu adam buraya nasıl girmiş?” diye düşünmüş bile olabilirlerdi.

Bir süre sonra konu siyasete geldi.

Ve ardından öyle bir senaryo anlatılmaya başlandı ki insan ister istemez bunun bir siyasi analiz mi yoksa bir dizi senaryosu mu olduğunu düşünmeden edemiyordu.

Anlatılanlara göre önce tarihi bir uzlaşma sağlanacakmış.

Ardından anayasa değiştirilerek güçlendirilmiş parlamenter sisteme geçilecekmiş.

Recep Tayyip Erdoğan’ın, yetkileri önemli ölçüde azaltılmış sembolik bir cumhurbaşkanı olarak bir dönem daha görev yapmasına izin verilecekmiş.

Aynı süreçte Ekrem İmamoğlu, Selahattin Demirtaş ve diğer bazı siyasi isimlerle ilgili hukuki süreçler çözülecekmiş. Sonrasında da seçimlere gidilecekmiş.

Seçim sonucunda İmamoğlu–Özel ekibinin, oluşturacağı ittifakla iktidara geleceği söyleniyormuş.........

© Milli Gazete