menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

‘’Başka alemlerle farkımız bizim’’

16 0
14.03.2026

Mütecaviz ABD ve İsrail’in, İran karşısındaki mağlubiyetlerine mazeret arayışına giren ABD Savaş Bakanı’nın, haber yapılmaması gereken dinimizden bahsettiği konuşması, görsel ve yazılı basında yer alınca, savunma duygusuyla sosyal medyada cevap ve reddiye yazan insanlarımıza, hassasiyetlerini ve gayretlerini hoş görerek rahmetli Mahir İz Hocamızdan bir hatırayı Mustafa Özdamar belgeseli kitaptan aynen aktaracağız.

“Abese” Sûresi’nin ilk ayetini açıklarken bazı müfessirlerin, kelime manası olan “yüzünü ekşitti yahut buruşturdu” ifadesini kullanmayıp “Tebessüm buyurmadı” şeklinde yazmalarının, bir zerafet, bir güzellik olduğunu da biliyoruz.

“1968 senesinde idi. Bir arkadaş, tercüme ettiği bir kitabı –daha piyasaya çıkmadan matbaadan ilk nüshayı alarak– Mahir İz Hoca’ya getirip takdim etmişti. Hoca kitabı alıp eve gider ve o akşam okumaya başlar. Kitabın daha ilk sayfasında Tevbe Sûresi’nin 40. Ayetinin ilk parçasının tercümesinde Fahr-i Kâinat Efendimiz hakkında ‘Kâfirler onu memleketinden kovdukları vakit…’ cümlesini görünce, Mahir Hoca’nın huzuru kaçar, âsâbı bozulur.

Türkçe kültüründen mahrum olmanın sebep olduğu, bilmeyerek yapılan bu tercüme hatası ‘Günahtır, en büyük hürmetsizliktir, sû-i edeptir’; bu sebeple Mahir Hoca ertesi sabah erkenden kitabı veren o arkadaşa gider ve durumu izah eder, anlatır. Kitabın sahibi, hatanı kabul eder, teşekkür eder ise de, bu hatânın ancak ikinci baskıda düzeltebileceğini söyler.

Mahir Hoca bu cevaptan müteessir olur ve der ki: Bütün masrafı bana ait, bunu hemen düzeltelim. Matbaada kaç adet kitap basıldı ise, o kadar sayıda ‘çıkardıkları’ kelimesi bastırıp o menfur kelimenin (yani kovdukları kelimesinin) üzerine........

© Milli Gazete