menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Kamışlı’da başlayan, Diyarbakır’da seslendirilen; Dört ülkeden toprak koparmaya yönelik koordineli meydan okuma

16 0
23.03.2026

Bugün yaşananlar, basit ve günlük olaylar silsilesi değil, çok katmanlı bir stratejik SİYONİST sürecin sahaya yansımasıdır.

Ortadoğu’da yaşanan gelişmeleri parça parça okuyarak sağlıklı bir sonuca varmak mümkün değildir.

Bugün Suriye’nin kuzeyinde yaşanan bir olay ile, Nevruz bayramı kutlamasının bir meydan okumaya dönüştüğü Diyarbakır’daki bir görüntü, Irak’ın kuzeyinden Türkiye Cumhuriyeti egemenliğine ve Türk Milleti’nin bütünlüğüne saldırı niteliğindeki gelen bir siyasi mesaj , Nevruz meydanlarında açılan sözde Kürdistan bayrakları arasında doğrudan bir bağ vardır.

Bu bağ görülmediği sürece, yaşananlar ya hafife alınır ya da yanlış analiz edilir.

Bugün yaşananlar, basit ve günlük olaylar silsilesi değil, çok katmanlı bir stratejik bir SİYONİST sürecin sahaya yansımasıdır.

SURİYE’DE, URİYE HÜKÜMETİ İLE PKK/YPG ARASINDA ESİR TAKASI ASLINDA NE ANLAMA GELİYOR?

Bu sürecin ilk önemli halkası, Suriye’nin kuzeydoğusunda gerçekleşen gelişmedir. Suriye rejimi ile Türkiye’nin açık şekilde terör örgütü olarak tanımladığı PKK’nın Suriye uzantısı olan YPG arasında yaklaşık 600 kişilik bir takas gerçekleştirilmiştir.

Bu takas, bazı çevreler tarafından “insani değişim” gibi sunulsa da, Türkiye açısından bu olayın anlamı son derece nettir:

Terör örgütü mensupları serbest bırakılmış ve yeniden sahaya dönmüşlerdir.

Diğer yandan, Suriye rejiminin PKK/YPG ile bir esir takası anlaşması yapması, kabul edilemez bir durumdur.

Zira esir takası devletler arasında yapılan bir işlemdir.

Bu tür bir anlaşma, Suriye Hükümetinin PKK/YPG’yi fiilen bir devlet gibi muhatap aldığını ve ona bu düzeyde bir statü atfettiğini göstermektedir.

Yani, Suriye rejiminin bu yapıyı muhatap alması, teknik bir detay değil, stratejik bir kırılmadır. Çünkü bir devletin bir yapıyı, hele hele içindekinin yapıyı muhatap alması ve de antlaşma imzalaması onu fiilen tanımasının ötesinde onu bir başka devlet olarak tanıması anlamına gelir.

Bu noktada açıkça ifade etmek gerekir ki, bu gelişmeler PKK/YPG’nin zayıfladığını değil, aksine güç kazandığını göstermektedir.

SURİYE’DEKİ DURUM; GÜNEŞİN BALÇIKLA SIVANAMAYACAĞI DURUMDADIR..

Suriye’de gelinen nokta artık tartışma götürmez bir gerçektir.

Türkiye’nin kırmızı bültenle aradığı PKK/YPG’li bir teröristin, Suriye’de Milli Savunma Bakan Yardımcısı pozisyonuna getirilmesi,

Benzer şekilde PKK/YPG’li terör örgütü mensuplarına Genelkurmay Başkanı Yardımcılığı, İçişleri Bakan yardımcılığı ve ordu komutanlığı gibi kritik görevler verilmesi, bu yapının geldiği noktayı açıkça göstermektedir.

Bu tabloyu görmezden gelmek mümkün değildir. Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin Milli Savunma Bakan Yardımcısının muhatabı artık Suriye’de bir devlet görevlisi sıfatı taşıyan bir teröristtir.

Bu, sadece bir diplomatik garabet değil, doğrudan bir güvenlik sorunudur.

Bu gelişmelerin üzeri ne kadar örtülmeye çalışılırsa çalışılsın, gerçek değişmez. Güneş balçıkla sıvanmaz. Bu gerçeği artık herkes görmek zorundadır.

Ancak mesele burada bitmemektedir.

Asıl dikkat edilmesi gereken, bu gelişmenin hemen ardından sahada yaşananlardır.

Geçtiğimiz günlerde Kamışlı ve Aynularab’da Suriye bayraklarının indirilmesi, devlet binalarının basılması ve sözde Kürdistan bayraklarının açılması, sıradan bir protesto değildir.

Bayrak, egemenliğin somut göstergesidir. Bir devletin bayrağının indirilmesi, ya da o devlet topraklarında bir başka bayrak çekilmesi o devletin egemenliğinin reddedilmesi anlamına gelir.

Dolayısıyla burada yaşanan şey şudur:

Bu bölgelerde açık bir........

© Milli Gazete