Hukuk mu, Güç mü?
Cenevre Masası Kuruluyken İran’a Atılan Bombaların Anlamı
Uluslararası sistem ve BM hukuku bir cümle üzerine kuruludur:
Devletler birbirlerine keyfi biçimde saldırmaz.
Bu cümle romantik bir temenni değildir. Hukuki bir normdur. Dayanağı, BM Şartı’dır. Şart’ın 2/4 maddesi açık, nettir ve yoruma kapalıdır:
Devletler başka bir devletin toprak bütünlüğüne veya siyasi bağımsızlığına karşı kuvvet kullanamaz.
Bu hüküm, modern uluslararası düzenin omurgasıdır.
Bu hüküm çökerse, düzen çöker.
Amerika Birleşik Devletleri ve İsrail’in İran’a yönelik askerî saldırısı bu hükümle bağdaşmakta mıdır?
Cevap, hukuki kriterlerle verildiğinde nettir. Kesinlikle bağdaşmaz, hukuksuzdur!
İstisnalar Sınırlıdır – Keyfî Değildir
Kuvvet kullanma yasağının yalnızca iki istisnası vardır:
1. BM Güvenlik Koseyiniin açık yetkilendirmesi
3. BM Şart’ınIN 51. maddesi kapsamında meşru müdafaa
Bunun dışında üçüncü bir kapı yoktur.
“Tehdit algısı” diye bir kapı yoktur.
“Stratejik zorunluluk” diye bir kapı yoktur.
“Gelecekte risk olabilir” diye bir kapı hiç yoktur.
BM Şartı’nın 51. Maddesi: Ne Der, Ne Demez?
51. madde, bir devlet silahlı saldırıya uğradığında meşru müdafaa hakkını tanır.
Burada üç temel şart vardır:
• Gerçek ve fiilî bir silahlı saldırı
• Zorunluluk (başka çare kalmaması)
Hukuk, ihtimale değil gerçekleşmiş fiile bakar.
Amerika Birleşik Devletleri ve İsrail’in ileri sürdüğü tezler şunlardır:
• İran varoluşsal tehdittir.
• İran nükleer kapasiteye yaklaşmaktadır.
• İran vekil güçler aracılığıyla dolaylı tehdit üretmektedir.
• Önleyici vuruş zorunludur.
Bunların tamamı güvenlik söylemidir. Hukuki kategori değildir.
“Varoluşsal tehdit” uluslararası hukukta........
