menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

2009’dan bugüne Türkiye–Libya anlaşması: Bir fikrin haritaya, doktrine ve devlet politikasına dönüşmesi

25 0
27.10.2026

Türkiye ile Libya arasında 27 Kasım 2019’da imzalanan Deniz Yetki Alanları Sınırlandırma Anlaşması’nın tarihi, imza günüyle başlamaz. Bu anlaşmanın arkasında yıllara yayılan bilimsel araştırmalar, hazırlanan haritalar, yazılan makale ve kitaplar, devletimizin üst kademesine yapılan sunumlar ve kararlılıkla sürdürülen bir mücadele vardır.

Benim için bu süreç 2009’da başladı.

Doğu Akdeniz’de Türkiye’nin denizdeki hak ve menfaatlerini korumaya yönelik çalışmalarım sırasında, Türkiye ile Libya’nın karşılıklı ana kara kıyıları bulunduğunu ve iki ülkenin deniz yetki alanları sınırlandırma anlaşması yapabileceğini ortaya koydum. Böyle bir anlaşmanın siyasi, ekonomik, hukuki ve güvenlik bakımından iki ülkeye sağlayacağı kazanımları araştırdım; sınırlandırma yaklaşımını haritalarla somutlaştırdım.

Çalışmamın merkezindeki tespit açıktı:

Libya, Türkiye’nin denizden komşusudur.

Türkiye’nin önüne konulan daraltıcı haritaları kabullenmek zorunda olmadığımızı; haritaya doğru bakmamız gerektiğini, Türkiye’nin dünya küresi üzerinde güneybatı-güneydoğu hattında eğimli yattığını coğrafya ve uluslararası hukuktan kaynaklanan haklarımızı bilimsel çalışmalarla ortaya koyabileceğimizi savundum. Bu çerçevede Türkiye ile Libya’nın karşılıklı ana kara kıyılarının bulunduğunu ve bu karşılıklı kıyıları esas alan, hakkaniyete uygun bir sınırlandırmanın iki ülkenin de menfaatine olduğunu gösterdim.

2010: Bilimsel çalışma devletimizin üst kademesine sunuluyor

2009’da hazırlamaya başladığım makalem, 2010 yılında tamamlanmış, hakem değerlendirmelerinden geçmiş ve yayımlanması onaylanmıştı.

Bu ayrıntı önemlidir: Devletimizin değerlendirmesine sunduğumuz çalışma, bilimsel incelemesi tamamlanmış ve yayımlanma aşamasına gelmiş bir makaleydi. Haritaları ve hukuki gerekçeleri hazırdı.

Makalem, Güvenlik Stratejileri Dergisi’nde “Doğu Akdeniz’de Deniz Yetki Alanlarının Sınırlandırılmasında Libya’nın Rolü ve Etkisi” başlığıyla yayımlandı.

Böylece Türkiye ile Libya’nın denizden komşuluğunu ve iki ülke arasında sınırlandırma anlaşması yapılabileceğini ortaya koyan çalışmam, imzadan yıllar önce bilimsel kayda geçmiş oldu

Çalışmam komuta kademesi üzerinden dönemin Başbakanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan’a arz edildi. Türkiye ile Libya arasında yapılabilecek deniz yetki alanları sınırlandırmasının dayanakları ve iki ülkeye sağlayacağı imkanlar devletimizin üst kademesine anlatıldı.

Sayın Erdoğan, Kasım 2010’daki Libya ziyareti sırasında konuyu Kaddafi ile görüştü. Hazırladığımız haritalar üzerinden sınırlandırma imkanını Kaddafi’ye bizzat anlatan, o tarihte Başbakan olan Sayın Recep Tayyip Erdoğan’dı.

İki lider arasında anlaşma yapılması yönünde irade oluştu ve çalışmaların ilerletilmesi için talimatlar verildi. Böylece bilimsel zeminde hazırladığım öneri, devletler arası görüşmenin konusu haline geldi.

Ancak hemen ardından Libya’da başlayan iç karışıklıklar, savaş ve Kaddafi yönetiminin devrilmesi, anlaşmanın o dönemde imzalanmasını engelledi.

Fikir hazırlanmış, bilimsel değerlendirmeden geçmiş, haritaya aktarılmış ve devletimizin gündemine taşınmıştı. Uygun siyasi şartların yeniden oluşması beklenecekti.

Sonraki yıllarda konuyu takip etmeyi sürdürdüm. Toplantılarda, konferanslarda, makalelerde ve görüşmelerde bu anlaşmanın gerekliliğini anlattım. Libya’daki siyasi şartların değişmesi, ortaya koyduğum coğrafi ve hukuki imkanın ortadan kalktığı anlamına gelmiyordu.

Bir fikrin devlet politikasına dönüşebilmesi için araştırılması, gerekçelendirilmesi, anlatılması ve şartlar oluşuncaya kadar kararlılıkla takip edilmesi gerekir. Ben de bunu yaptım.

Kurmay Başkanlığım sırasında yazdığım kitaplar

Deniz Kuvvetleri Kurmay Başkanlığı görevimi yürüttüğüm dönemde bilimsel çalışmalarımı kitaplaştırmaya devam ettim. Görevimin yoğun sorumlulukları içerisinde bu eserleri hazırlarken amacım, denizlerdeki hak ve menfaatlerimizin hem karar vericiler hem kamuoyu tarafından anlaşılmasını sağlamaktı.

2018’de yazmaya başladığım “Sorular ve Cevaplar ile Münhasır Ekonomik Bölge Kavramı” adlı kitabımı Mayıs 2019’da yayımladım. Deniz yetki alanlarının ne anlama geldiğini, devletlere hangi hakları sağladığını ve Türkiye açısından önemini anlaşılır biçimde ortaya koydum.

Ardından, yıllar önce hazırladığım bilimsel makaleyi genişleterek “Libya Türkiye’nin Denizden Komşusudur” adlı kitabımı yazdım. Türkiye ile Libya arasında yapılabilecek anlaşmayı, hukuki gerekçeleri ve haritalarıyla kamuoyuna........

© Milli Gazete