Washington’ı zorlayan üç hesap
CIA (Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Dış İstihbarat ve Ulusal Güvenlik Servisi) Direktörü John Ratcliffe’in Moskova’ya yaptığı sürpriz ziyaret, Washington ile Moskova arasında yürüyen gerilim merkezli sürecin yeni bir safhaya geçtiğini gösteren önemli bir gelişme oldu.
ABD’nin önde gelen gazetelerinden Wall Street Journal’ın haberine göre Ratcliffe, Rus yetkililere, NATO ülkelerine yönelik bir saldırının doğuracağı sonuçlar konusunda uyarılarda bulundu. Görüşmelerde İran meselesinin de gündeme geldiği belirtiliyor.
İlk bakışta bu ziyaret yalnızca Rusya-Ukrayna Savaşı ile ilgili zannedilebilir ama aslında Washington’ın Moskova’ya verdiği mesajın arkasında daha geniş bir hesap var. Çünkü bugün Amerika’nın yönetmesi gereken çoklu kriz alanları var. ABD; Çin ile Pasifik’te, İran’la Orta Doğu’da, Rusya ile ise Avrupa’da karşı karşıya geldiği bir dönemden geçiyor. Asıl mesele tam da burada başlıyor.
Moskova’ya neden şimdi gidildi?
Ukrayna savaşı, Rusya ile Batı arasındaki ilişkileri Soğuk Savaş sonrasının en gergin dönemlerinden birine taşıdı. Ancak Rusya ile NATO arasında doğrudan bir çatışma ihtimali, Ukrayna savaşından çok daha büyük sonuçlar doğurabilir.
Washington’ın Rusya’ya yönelik uyarısının arkasında biraz da bu endişe bulunuyor. Çünkü Avrupa’da yeni bir cephe açılması, ABD’nin dikkatini ve askerî imkânlarını yeniden Avrupa’ya çevirmesini gerektirecek.
Oysa Washington’ın uzun vadeli stratejik hesaplarında Çin daha da önemli bir yer kaplamaya başladı.
Dolayısıyla Moskova ile yaşanacak doğrudan bir çatışma, Pekin karşısındaki Amerikan stratejisini de zora sokabilir.
Başka bir ifadeyle Washington’ın Rusya’ya söylediği “NATO’ya saldırma” sözünün arkasında biraz da “Avrupa’da yeni bir kriz çıkarma ki Pasifik’teki hesabımızı da bozma” düşüncesi bulunuyor.
Amerika ile Çin arasındaki rekabet artık yalnızca ekonomik savaş ve ticaret yolları üzerinden yürümüyor. Aralarında çip teknolojisinden yapay zekâya, deniz araştırmalarından uzay çalışmalarına kadar uzanan kapsamlı bir güç mücadelesi yaşanıyor.
Bu mücadelenin en hassas noktası ise Tayvan.
Pekin açısından Tayvan doğrudan bir egemenlik meselesi. Washington açısından ise Çin’in Pasifik’teki ağırlığının artmasını engelleme politikasının önemli bir parçası. Bu nedenle Tayvan ve çevresinde çıkabilecek bir kriz, sadece Çin ile Tayvan arasındaki bir mesele olarak kalmayacak.
Soğuk Savaş döneminde Berlin nasıl Avrupa'daki iki güç arasındaki gerilimin sembolü olmuşsa, bugün Tayvan da Asya'daki büyük güç rekabetinin en hassas........
