menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Gücün Sapması ve Küresel Krizin Eşiğinde İnsanlık

19 40
22.02.2026

Soğuk Savaş’ın sona erdiği yıllar, yalnızca iki kutuplu bir jeopolitiğin çözülüşüne değil, aynı zamanda insanlığın geleceğine dair güçlü bir iyimserliğe de sahne olmuştu. Berlin Duvarı’nın yıkılışı, nükleer felaket korkusunun geri çekilişi ve ideolojik bloklaşmanın çözülmesi, liberal demokrasinin ve piyasa ekonomisinin dünya ölçeğinde yayılacağına dair neredeyse teleolojik bir beklenti doğurmuştu. Bu beklentinin en görünür sonuçlarından biri, Asya’nın büyük uluslarının -başta Çin ve Hindistan olmak üzere- hızlanan ekonomik kalkınma hamleleri oldu. Yüz milyonlarca insan, tarihte ilk kez, kendilerinden uzun süre esirgenmiş bir tüketim evrenine adım attı.

Bu dönüşüm, ahlaki açıdan tartışmaya kapalı bir gerçeği de beraberinde getirir: Buzdolabı, çamaşır makinesi, temiz su, yeterli besin, tıbbi bakım, eğitim, ulaşım ve eğlence gibi imkânlar, Batı toplumlarının uzun süredir “normal” kabul ettiği yaşam unsurlarıdır. Bu imkânların Asya, Latin Amerika ya da Afrika toplumlarına çok görülmesi için ne etik ne de siyasal bir gerekçe vardır. Üstelik artık bu sürecin tersine çevrilmesi de mümkün değildir. On yıllar boyunca bu halklara “daha çok çalışmaları, daha fazla üretmeleri ve tüketmeleri” öğütlenmişken, şimdi aynı tüketim biçimlerine erişmeleri karşısında bir panik havası estirilmesi derin bir çelişkiyi ele verir.

Ne var ki tam da bu noktada, kalkınmanın niceliksel başarısı ile gezegenin sınırlı yapısı arasındaki gerilim kendisini dayatır. Çin’de, Hindistan’da, Rusya’da ve Brezilya’da büyüyen orta sınıflar, küresel ölçekte eşi görülmemiş bir tüketim potansiyeli yaratmaktadır. Eğer birkaç milyar insan, kişi başına Avrupalılar ya da Japonlar düzeyinde bir tüketime yönelirse, bunun ekolojik ve ekonomik sonuçlarının yıkıcı olacağı açıktır. Petrol, tatlı su, hammaddeler, tarım ürünleri ve enerji kaynakları üzerindeki baskı; yalnızca çevresel bir kriz değil,........

© Milli Gazete