Hazine üzerinde oturan harabatiler gibiyiz
Üç kıtanın ortasındayız.
Üç yanımız denizlerle çevrili.
Üç kıtaya hem karadan hem de denizden geçen yol kavşağındayız.
İstanbul’dan dört yöne uçakla dört saat uçtuğumuz takdirde dünyanın yarıdan fazlasına ulaşabiliriz.
Petrol ve doğal gaz yataklarına çok yakınız.
Çok genç nüfusa sahibiz.
İklim açısından dört mevsimin tadını çıkaracak bir bölgedeyiz.
Yer üstü ve yer altı kaynaklara sahibiz.
Güçlü bir orduya, büyük bir mirasa sahibiz.
Coğrafi, siyasi, sosyal, ekonomik, stratejik ve askeri bütün imkânlara sahip olduğumuz halde hâlâ hasımla hısımı ayırt edemiyoruz.
Hısım kabul ettiklerimizle, hasım kabul ettiklerimizin bizim üzerimizdeki emelleri üzerine kafa yoruyoruz.
Emeli olmayanın elindeki bütün imkânları emerler.
Arafat’ta yapacağımız dualara bile karışırlar.
Ot bitmeyen, her tarafı çöllerle çevrili Mekke vadisinde peygamber olarak görevlendirilen Efendimiz ve bedevi iken medeni yaptığı o değerli ashabı, yarım asır içinde bir taraftan Endülüs’e/İspanya’ya, öbür taraftan Buhara’ya İslam........
