''Var mı lan bana yan bakan''
Toros dağlarının eteğinde, karşı karşıya duran iki köyden birinde yaşayan bir tanıdığım anlatmıştı…
“İki köy birbirine yakın, şehir ise elli kilometre uzakta, birbirimizin ezanlarını duyarız.
Düğün ve ölümlerde birlikte oluruz.
Bir gün karşı köye gittim, köye girince muhtarı evinin önünde cığara sararken görüm ve bağırdım, “Muhtar, köyünüzden bir pehlivan çıkar da güreşelim” dedim.
“Ben 120 kiloyum, köyümdekilerin hepsini yenerim.”
Muhtar, bana bakmadan cığarasını sarmaya devam ederken orada duran birkaç çocuktan birini göstererek, “Şunu yenersen karşına diğerlerini çıkarırım” dedi.
Çocuğa baktım 40-50 kilo arasında, ben onun kaç katı ağırım.
Elimi çocuğun omuzuna koydum ve, “Ben bu çocukla güreş tutmam” dedim ve omuzundan ileriye ittim ama bir baktım sırtım yerde, ayaklarım gökte toz toprak içinde yerde yatıyorum.
120-130 kilo arasında olmasına rağmen hareketli, iyi bir adamdı merhum.
Hemen ayağa kalktığını, çocuğun yanına yaklaştığını ve, “Gel bakalım, sen beni nasıl yendin, bir daha tutuşalım” deyince, ne oldu bilmem, benim sırtım yine yerde.
Sonradan öğrendim, meğer beni yenen adam 48 kiloda Türkiye şampiyonu, Avrupa üçüncüsü Muzaffer Can hocaymış” diye bana anlatmıştı.
Anlatan öldü, Allah rahmet eylesin.
Onu yenen Muzaffer Can hoca, 1965 yılında Karaman’da imamlık yaparken ateşli konuşmalarıyla camisi dolar........
