menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Hak düşüncesi

15 12
14.01.2026

Hak, özgürlük, hukuk, adalet, iyilik, güzellik gibi çokça konuşulan, kolayca uzlaşmaya varılamayan, böyleyken başvurulmaktan, yardıma çağrılmaktan, ölçü olması istenmekten geri durulamayan kavramlar, ilkeler, kurallar vardır. Bunlar genellikle eksiklikleri duyulduğunda, ihtiyaçları zorladığında, yokluklarının farkına varıldığında varlıkları hatırlanır, önemler ve değerleri anlaşılmaya başlanır. Oysa bireysel, toplumsal hayatın, yönetim ve devlet ilişkilerinin her anında bulunurlar. İnsan olmak, toplum haline gelmek, kültür ve uygarlık kurmak ve geliştirmek bunların gereğince kavranmasına, içselleştirilmesine, korunmasına, yeri geldiğinde savunulmasına bağlıdır. Başta ABD olmak diğer toplumlarda, yönetimlerde, devletlerde ortaya çıkan olaylar ve gelişmeleri kendi bağlamlarında anlamaya, irdelemeye yardımcı olabileceği düşünülen geçmiş yüzyılda yaşamış bir Fransız yazarın görüşlerini yeniden hatırlamanın yararlı olacağını düşündüm. Daha önce yayımlanan bu yazıyı küçük dokunuşlarla yeniden yayımlama gereği duydum.

XIX. yüzyılın ortalarında yaşamış ve düşüncelerini ortaya koymuş olan Fransız hukukçu Alexis de Tocqueville resmi görevli olarak Birleşik Devletler’e gönderilmiş, dokuz ay incelemede bulunduğu Amerika’dan döndükten sonra, “Amerika’da Demokrasi”* adlı eserini yazar. Hâlâ başvurulan önemli bir kaynak olma niteliğini sürdüren bu eserden “Birleşik Devletler’de Hak Düşüncesi” başlıklı bölümden aşağıdaki satırları alıntıladım. Birleşik Devletler’in, yani Amerika’nın geldiği, yaşadığı, çevresine ve dünyaya yaşatmaya niyetlendiği politikası üzerine farklı bir değerlendirmeye, belki, bir katkı da sağlayabilir (mi?)

“Belli bir hak düşüncesine sahip olmayan hiçbir büyük toplum yoktur -Topluma hak düşüncesini aşılamanın yolu nedir? -Birleşik Devletler’de haklara saygı -Bu saygının kaynağı.” Konularını göz önünde tutarak şu açıklamaları yapar:

“Erdem düşüncesinin yanında, hak düşüncesinden daha güçlü bir şey olmadığına inanıyorum; daha doğrusu, bu ikisi iç içe geçmektedir. Hak düşüncesi erdem düşüncesinin siyasal dünyaya aktarılmasından başka bir şey değildir.

Hak düşüncesiyle birlikte insanlar kuralsızlık ve zorbalığın ne olduğunu anlamışlardır. Bu düşünceyle........

© Milli Gazete