Saadet'ten ''Türkiye Divanı''
Bismillahirrahmanirrahim
Âlemlerin Rabbi, Rahman ve Rahim olan Allah’a hamt, Peygamberimize, âline ve sahabelerine salât ve selam ederiz.
Türkiye Divanı, evet Saadet Partisi 19 Nisan günü Ankara’da “Türkiye Divanı” namıyla muazzam ve muhteşem bir toplantı gerçekleştirdi. Bu divan; sıradan bir toplantı olmanın ötesinde; hakkı üstün tutmanın, maneviyatçılığın, nefis terbiyesinin kimyasını oluşturduğu Millî Görüşçülerin, Yaşanabilir Bir Türkiye, Yeniden Büyük Türkiye, Yeni Bir Dünya kurma kararlılıklarını ortaya koydukları bir heyecan ve kıyam toplantısı olmuştur. Bu divan; Türkiye’yi yeniden aslına döndürme inancıyla yanıp tutuşan inançlı kadroların, her şeye rağmen, milletimizin saadet ve selameti için biz buradayız mesajını verdiği, güçlü bir şahlanıştır. Millî Görüş davası, hak davadır ve tek davadır. Bu hak davaya inanan Millî Görüşçüler, önce ahlak ve maneviyat diye yola çıkmış, hayatlarını iman ve cihat olarak okuyan disiplinli bir topluluk olduklarını bu Türkiye Divanı ile dosta düşmana göstermişlerdir. Saadet Partisi Genel Başkanı Sayın Mahmut Arıkan, bu şuurlu topluluğu şöyle selamlamıştır: “Ey yürekleri dağlar kadar büyük ve azimleri kayalar kadar sağlam Millî Görüşçüler, Saadet Partililer, hoş geldiniz! Hepinizi muhabbetle kucaklıyor, en içten, en samimi duygularımla selamlıyorum.” Bu toplantıda ortaya çıkan coşku ve heyecan, inanmışlığın dışa yansımasından başka bir şey değildi. Ve bu buluşma, Türkiye’de kurulacak olan Adil Düzen’in işaret fişeği gibiydi. Bu toplantıda verilen mesaj netti. Türkiye’de ve dünyada yaşanan krizin temelinde bir ahlak krizi vardı, milyarlarca varil petrol, bir damla kanın yerini tutmazdı. İnsanı ötekileştiren hiçbir anlayış, insanlığın sorunlarını çözemez. Türkiye’nin; insanı önceleyen, ahlakı önceleyen, kadim ve köklü bir sese, hak bir söze, üstün bir siyasete ihtiyacı vardı. Bu divan; bir kez daha bu ihtiyacın tek adresinin Saadet Partisi olduğunu gösterdi.
Çünkü Saadet Partisi, makamın ve servetin değil, hakkın ve hakikatin peşinden gitmenin adıdır. Saadet Partisi; ister milliyetçi olsun, ister sosyalist; ister mütedeyyin olsun, ister seküler; ister muhafazakâr olsun, ister laik; bu coğrafyanın tüm insanlarıyla ötekileştirmeden, haktan ve adaletten taviz vermeden temas kurabilen, kendini anlatabilen tek partidir. Sayın Arıkan, bu farkı şöyle ortaya koyuyordu: “Hemen hemen her siyasi partinin programı birbirine benzer. Herkes adaletten, refahtan, kalkınmadan, çevreden bahseder! Öyle ya! Bu iktidar da yola çıkarken; ‘Yolsuzluk, yoksulluk ve yasaklar’ ile mücadele edeceğiz demişti… Ancak bir şey daha söylemişti: Neydi o: ‘Biz Millî Görüş gömleğini çıkarttık’ demişti. İşte! Bizi, partimizi, programımızı, diğerlerinden ayıran en önemli özellik: Biz elhamdülillah Millî Görüşçüyüz!
O gömlek bizim şeref nişanemiz! Ve biz biliyoruz ki; herhangi bir kimse; Malazgirt’te inanışının şahlanışını yaşamadan, Kosova’da, Niğbolu’da bir kılıç olup parlamadan, Ulubatlı Hasan olup İstanbul’u fethetmeden, Sultan Fatih olup atını denize sürmeden, Kanuni olup, şanlı ordularıyla Avrupa’nın içlerine yürümeden, Seyit Çavuş olup 250 kiloluk mermiyi “Ya Allah” deyip namluya sürmeden ve, ve bugün herhangi bir kimse; Anadolu’nun yollarına düşmeden, yoksulun, garibin elini tutmadan, ve amasız, fakatsız İsrail’in, Amerika’nın, Siyonizm’in karşısında dimdik durmadan; Millî Görüş’ün ne olduğunu anlayamaz!” Millî Görüş; mazisinde bir tek kara leke olmayan, geçmişi başarı hikâyeleriyle dolu, geleceğin tek umudu ve çaresi bir harekettir. Millî Görüş, bu ülkede, defalarca hükümet oldu. Defalarca koalisyon ortağı oldu. En önemli bakanlıkları yönetti. Yerel yönetimlerde iktidara geldi. Ne belediyelerimiz hakkında ne de bakanlarımız hakkında, bir tane şaibe duyulmamış, bir tane usulsüzlük görülmemiş, bir tane yolsuzluk imasına şahit olunmamıştır. İşte Genel Başkan Sayın Arıkan’ın şu sözü tarihe düşülmüş bir not olarak hafızalardaki yerini çoktan almıştı bile: “Bir de bugüne bakalım! Üzülerek söylüyorum ki; belediye koridorlarını Dallas’a, sokakları Teksas’a çevirdiler. Peki, ‘Sayın Arıkan, Saadet Partisi iktidara gelince ne olacak?’ Huzurlarınızda söz veriyorum. Allah’ın izniyle ilk iş olarak, bütün bakanlıkların, bütün belediyelerin kapısına Önce Ahlak ve Maneviyat tabelasını asacağız.”
Türkiye; yanlış ve kökü karanlık, kokuşmuş zihniyetlerden Millî Görüş’e dönmeden, faizci kapitalist düzen yerine adil düzene geçmeden, tarihteki şerefli yerini alıp Büyük Türkiye olamaz. Bu gerçeği Sayın Arıkan şöyle ifade ediyordu: “Ancak açık konuşalım. “Böylesine büyük bir tarihî sorumluluk; yorgun kadrolarla, ezberlenmiş cümlelerle taşınamaz! Ufku daralmış, heyecanını kaybetmiş bir iktidar bunu yapamaz! Türkiye; fırsatları milletin hayrına çevirebilen; sorumluluktan kaçmayan; yük almaktan korkmayan; birilerinin övgüsünü beklemeden; feraset ve cesaretle; Bana Ne Amerika’dan, Bana Ne Amerika’dan diyebilecek; bir irade tarafından yönetilmek zorundadır! Türkiye’nin ihtiyacı; yorulmuş bir iktidarın gölgesinde beklemek değil, yeni hedeflere yürümektir! Çok açık ve net söylüyorum;
57 yıllık tarihimize, D-8 tecrübemize, hazırladığımız projeksiyonlara dayanarak söylüyorum:
Bu ülkeyi “vicdan ve adalet kutbu” yapacak kadrolar, Saadet kadrolarıdır!” Millî Görüşçüler; makamları ganimet değil, emanet olarak görürler.
Genel Başkan Arıkan: “Değerli dava kardeşlerim; ben sizleri; Türkiye için bütün gücümüzle çalışmaya çağırıyorum! Ben sizleri; Adil Bir Düzen için bütün gücümüzle çalışmaya çağırıyorum! Gazze için, mazlum coğrafyalar için, bütün gücümüzle çalışmaya çağırıyorum! Milletimizin Saadet ve Selameti için, Saadet Partimizin, en büyük zaferi için, Yaşanabilir bir Türkiye için, Yeniden Büyük Türkiye için, Yeni Bir Dünyanın kurulması için,
Kudüs’ün, Gazze’nin özgürlüğü için, bugüne kadar olduğu gibi, bundan sonra da bütün gücümüzle çalışacağımıza söz veriyoruz. Kardeşlerim, Millî Görüşçüler, Saadet Partililer!..
Gazamız mübarek olsun! Zafer inananlarındır ve zafer yakındır! Allah’a emanet olunuz.” Selam hidayete tabi olanlara…
