menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Asrın redâeti

10 0
10.03.2026

Yahudi ve çöreklendiği her yer gibi Tel Aviv de Siyonizm’in mayın eşeğidir. Çocuk öldürmeyi ibadet zanneden bu eblehler, zaten başında patlayacak her parça bombayı anasının ak sütü gibi hak ettiği için kimse ocaklarına düşecek ateşe bir şey demez. Ancak bu mayın eşeğinin, bu günah keçisinin arkasında ucu bucağı görünmeyen kervanlar vardır. Nasıl ki Gazze'ye düşen her bir bomba Amerika'dan bağımsız değilse, Tek Aviv’e düşmeyen her bir bombada da çevre memleketlerin yadsınamaz, inkâr edilemez, görmezden gelinemez şekilde payı vardır. Mayın eşeği vazifesi gören Tel Aviv'in arkasından gelen kervan, o silsile, o işbirlikçi ittifak hayli geniştir. Şimdiki zamanda İran'ın bilvesile vurduğu memleketler bu kervanı, kuyruklarını, uzantılarını ele verir. Hani ucundan kıyısından vurduğu, vurur gibi yaptığı, sadece parmak salladıkları da sağda solda kervana yaltaklananlardır. Sebepler, denklemler, çözümsüzlükler çok basittir: zira vurulan göründüğü kadarıyla sadece Amerikan üsleri, Yahudi istihbaratı, Siyonist lojistiği değildir. Tüm dünyayı afallatan meşum sapıklık, mezkur memleketlerin hükümetlerine, yetkili ve yetkisizlerine kadar uzanır. İran'ın attığı füzeler, gönderdiği dronlar, bıraktığı bombalar, iş bu sapıkların üstünü örtmeye çabaladıkları çirkeflikleri ifşa eder. Dolayısıyla o belgelerde bir şekilde kimin adı geçmişse Trump denen sapığın kurşun askeri gibi davranır. Onun kapısında meşruiyet aranansa, sırasında iltifat niyetine ağzından saçılan imalara sırıtarak mukabele eder. (Bkz. "Bunlar gibi oyuncu bizim Hollywood'da bile yok" Donald Trump, 2025)

Herhangi bir memlekette Amerikan menfaatine zeval gelir diye ödü kopan yetkili ve yetkisizlerin saçma sapan hezeyanları, şüphesiz kader döngüsüne etki etmez. Müminlere, canları ve mallarıyla cihad etmeleri emredilir. Doğal olarak Allah'ın emrinin muhatabı, Amerikan sapıklarının ev ödevlerini yerine getirmeyi öğütleyen diplomat görünümlü şarlatanlar değil; inanıp salih amel işleyenler, her eylem için karşılığı Allah'tan umanlar ve şehadet gibi yüksek hayalleri bir ömür diri tutanlardır.

Hâlâ birtakım emperyalistlerin adalet, eşitlik, özgürlük sağlayacağına inananlar için iyi temennilerde bulunmaya bile gerek yoktur. Standart teslimiyetçilik bile sayılmaz bu; cehaletin dibini sıyırmak olur. Ancak ayırt etmek gerekir ki bu durum genel anlamda kitle ruhsuzluğunun yansısıdır. (Mezhepsel kaygılar şüphesiz sadece bu kitle ile sınırlanmaz; Yahudi Gazze'de Sünni, İran'da Şii öldürdüğünü bilir. Lübnan'da hepsini birbirine karıştırır; sırasında Maruni, Dürzi bile demez ama öldürdüğü çocukların istatistiğini her dinsel ve mezhepsel gruptan daha dikkatli tutar! Dahası zamanı da bilir; Ramazan, kurban, Zilhicce, haram aylar vs. her birini gözetir!)

İyiyi kötüden, doğruyu yanlıştan, hakkı batıldan ayırt etmek bir yana; Arap’la Farisi’yi aynı bilen, öyle de tanımlayan bir halk... Bu hep meseli anlatılan, kızıl deveyi beyazından ayırt edemeyen Muaviye halkının statüko anlayışına benzemez. Bu bambaşka bir cehalettir. Hakikaten Farisi ile Arab’ın etnik köken itibarıyla aynı olduğuna inanmış, ömrü boyunca da böyle bir yanlışın gadrine uğramamış, herhangi bir doğruyu öğrenme ihtiyacı hissetmemiş bir kitle...

Bir de ev ödevi yapmakla başarılı olduğunu zanneden iyi aile çocuğu, şımarık ve küstah nazırlar vardır. Bunlar aslında tamamen dışlarında cereyan eden haysiyetsizliklere, bayırdan aşağı yuvarlanan fındık çuvalının ardından bakar gibi davranır. Öylesine çaresiz... Patladı patlayacak, bir budağa takılması mukadder, ortasından pörtleyiverecek... Çaresizlikleri acınasıdır. Korkuları ahmaklıktır. Ukalalıkları seviyesizdir. Elbette böyle kaotik durumlarda beyaz saray hademeleriyle ağız göz eğecek kadar rahat olamazlar. Kafalarına gözlerine zeval gelmese de kazan çömlek patladığında kendini bilmez hareketlerinin ortaya saçılması işten değildir. Sevimsiz sonuçlarla karşılaşmamak adına Amerikan menfaati için içinde bulundukları vaziyetin imkân ve şeraitini düşünmeden zırvalamak, el altından Trump kollamak, yüzeyden de diplomasi görüntüsü vermek iktiza eder!

İlenmek, lanetlemek, tan etmek beyhudedir. İşbirlikçileri işbaşına getirmemek iktiza eder. Bir şekilde işbaşına geldilerse yerinden etmek elzemdir. Yoksa bir Kızıldereli (Niksar) atasözünde geçtiği gibi; ‘son bina yıkıldığında, son füze atıldığında, son Müslüman bombalandığında aptal adam dünyanın yaşanmaz bir yer olduğunu yine anlamaz!’


© Milli Gazete