menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

''Zemin kan kırmızı, ay yıldızı ak, o mübarek bayrak işte bu bayrak''

5 35
23.02.2026

Milli Eğitim Bakanlığı bu yıl okullarda ikinci sömestrinin başladığı haftayı, “Bayrak tanıtımı ve bayrak sevgisini öğrencilere aşılama” günleri olarak belirledi. Resmi ve özel okulların tümünde o hafta “bayrak sevgisi” için çeşitli etkinlikler yapıldı.

2005 yılında kaleme aldığımız “Bu Bayrak” şiirimiz o hafta içinde hemen hemen tüm okullarda okundu veya besteleri ile birlikte icra edildi. Aslına bakarsanız o eser gerek sanatçılarımız, gerek mehter takımlarımız tarafından merasim ve müsamerelerin, televizyon ve radyoların vazgeçilmez bir eseri oldu.

Gönül isterdi ki, bu eserin icra edildiği mekânlarda yetişebildiğimiz kadar biz de bulunalım ve bayrak sevgisi ve bayrakla ilgili söylenmesi gerekenleri bizzat ifade edip, bilgi paylaşımları yapalım. Bilhassa okullarımızda öğrencilerimizle söyleşiler gerçekleştirip onlara bayrağımızı anlatalım. En azından birkaç okulumuzda öğrencilerimizle buluşup bu tür programlar yapalım.

Bırakın davet edilmeyi söz yazarı olarak ismimizi bile hiçbir yerde zikretmediler.

Bize çeşitli şekillerde gelen bilgilere göre; “Bayrak” konusunda okullarda öğrencilerle sohbet yapacak, radyo ve televizyon programlarına davet edilecek bir kişi arayışına girildiğinde, ilk bizim ismimiz ortaya atılıyor. Yetkililer hemen internetten ismimizi sorgulamaya başladıklarında:

-Ooooo, bu kişi Milli Görüşçü, hem de ta eskiden beri, hiç taviz de vermemiş. Şimdi bunu çağırırsak yukarısı ne der sonra? Başımıza iş almayalım! Diye ismimizi çiziyorlarmış.

Bu ve buna benzer tepkilerle ne okullara davet edebildiler ne de Tv5 dışında medya organlarında ismimize yer verdiler.

Bu konu ile ilgili bir hatıramızı anlatalım:

Trakya Fatihi Gazi Süleyman Paşa’nın fethettiği ve halen eserleri ile dolu, nice tarihi şahsiyetlerin de medfun bulunduğu, manevi havası çok yoğun ilçelerden bir tanesinde bulunan Anadolu Gençlik Derneği yöneticilerimiz, o tarihi kahramanımızı ortaokul ve lise öğrencilere tanıtmak üzere bir seri program hazırlayıp ilgili Milli Eğitim birimine teklif etmişler. Olumlu cevap almışlar. Tarihler belirlenmiş, zaman dilimleri ayarlanmış. Konferansçı olarak da âcizane, Süleyman Paşa konusunda bugüne kadar icra ettiğimiz konferanslar, yazdığımız makaleler ve yaptığımız televizyon ve radyo programlarımız olması hasebiyle bize teklif ettiler. Bunu öğrencilerimize bir hizmet olarak kabul ettiğimizi, teşekkürle karşılayıp ücret bile istemeden koşarak geleceğimizi ifade ettik. Günü geldiğinde Milli Görüşçü olduğumuzu keşfeden yöneticiler başka bir bahane ile programların tümünü iptal etmişler.

Sadece biz değil, daha nice Milli Görüşçü yazarlar, edipler, şairler, eğitimciler, hocalar okullardan uzak tutuldular. Hem de yıllar boyu.

Bir hatıramız daha var:

Galiba 2013 yılı idi.

Merhum Recai Kutan Bey’in bulunduğu bir ortamda Tv5’de hazırlayıp yayımladığımız “Gün ve Tarih, Şu Boğaz Harbi Çanakkale, Çanakkale’de Ramazan” gibi programlarımızdan bahis açıldı. Recai Bey:

-Ben de izlerim zaman zaman. Bunlar çok faydalı hizmetlerdir. Ama TV5’in sınırlı izleyici kitlesini aşmak gerek. Bunları daha çok izleyiciye sunmak lazım. Mesela TRT 1 gibi bir kanalda neden böyle programlar yapılmasın? Biliyorsunuz TRT Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç Bey’e bağlıdır. Siz bir örnek dosya hazırlarsanız ben bizzat gider bu dosyayı ona gösteririm. Böyle hayırlı bir hizmeti kabul etmeleri için TRT yetkililerine havale eder sanırım. Sayın Bakan’la şahsi dostluğumun da olduğunu biliyorsunuz.

-Ağabey, benim pek ümidim yoktur. Ama siz böyle bir öneriyi ortaya koyduğunuza göre bize ancak hazırlık yapmak düşer…

Dedik ve örnek çekimleri yaparak Recai ağabeyimize teslim ettik. Dosyayı Arınç’a vermiş. O da aylar sonra TRT’ye iletmiş ama “münasip şekilde başınızdan savın” demiş olmalı ki, program koordinatör yardımcısı olan iki kişi bizi kabul ederek müracaatı değerlendirdiler. Bize şu cevabı verdiler:

“Bu nevi tekliflerle bizi oyalamayın, çok işimiz var. Biz daha çok eğlenceye yönelik program yapmalıyız ki, diğer kanallarla rekabet edelim. Bunları kabul edemeyiz. Ayrıca bakın sizin program önerinizde Haçlıların Kızılderili ve Zenci Müslüman katliamından söz ediyorsunuz. Hem de yüz milyon kişinin katledildiğini söylüyorsunuz. Nereden çıkardınız bu abartma rakamları? Bu rakamlar abartılıdır, hem bunları gündeme getirmek ne kazandırır ki? Geçmiş geçmişte kaldı.”

Müracaat ettiğimize bizi bin pişman ettiler.

TRT ve iktidarın kontrolündeki diğer bütün kanallar yıllardır bu zihniyetle yayın yapıyor. Bu kanallara atanan yöneticilerin en son nereye geldiklerini yüzümüz kızararak hep beraber izliyoruz:

“Rezil diziler, kokain âlemleri, toplu fuhuş ortamları, şişe çevirme seansları, kumar, bahis, kara para aklama, kadın pazarlama ve daha neler neler.”

Toplumu nereye getirdiler, yine Bülent Arınç anlatıyor:

"Bu toplum artık aziz millet olmaktan çıktı. Yani dindarlık maalesef şu anda herkesin kaçtığı bir noktaya geldi. Millet Müslümanlığı bıraktı, başörtüsünü terk ediyor, namazı terk ediyor. Deizm, şu bu, bunlar bugünlerde çokça konuşulmaya başlandı. Bu toplumun seçtiği adam çıkarcılığın baş tacı, bununla konuşuyor, (para işareti yaptı) tamamen duygusal ilişkiler peşinde, toplum neyse onun ürettiği insanlarla parlamentoda ve bu toplumdan siz yeni bir uyanış, yeni bir diriliş beklemeyin, biz erdemliler hareketi olarak yola çıkmıştık, şimdi kimse kalmadı, erdem de kayboldu, etik değerler de.”

Milli Görüşçü kardeşler!

Gülmek, ağlamak, diş gıcırdatmak, tükürük biriktirmek asla çözüm değildir, metodumuz da değildir.

Daha çok çalışmak, daha disiplinli ve prensipli çalışmak ve uçuruma yuvarlanmakta olan ülkemizi tutup kavramak ve kurtarmak!

Başka bir yolu maalesef yok.

Aldığımız eğitim Milli Görüş,

Yolumuz o terbiyeden geliyor!

Sıfatlarını tam diyemiyoruz,

Yolumuzu o terbiye dengeliyor!


© Milli Gazete