Çapulcu kovboy
Birinci Dünya Savaşı ve esas olarak da İkinci Dünya Savaşı’nın ardından dünya sahnesinde bir güç odağı olarak yer edinen ABD, ne kadar da ileri bir sanayi ve teknolojik imkanlara sahip olsa da, siyaseten, diplomatik olarak ve zihni bakımdan bir türlü kapsadığı alanın hakkını veremedi.
Uyguladığı siyasi sistem iflas eden, yani savunduğu teorisinin pratik uygulaması istenen sonucu vermeyen Sovyetler dahi, yerini aldığı Rus devlet geleneği ve bakış açısının da etkisiyle (ki çokça zalim ve gayri insani bir yapıda olduğu halde), güya hümanist, demokrat, özgürlükçü pozları takınan ABD’ye nazaran çok daha fazla bulunduğu alanı doldurabildi. Sistemin insanı es geçen ve tepeden inmeci karakterine dünyanın gidişatını okuyamama ve ekonomik manada gelişmelere ayak uyduramaması da eklenince tarih oldu ve “Soğuk Savaş” yerini “tek kutuplu dünya”ya bıraktı.
Sözümona havarisi olduğu kağıt üstünde cicili biçili duran ilkelere rağmen, ABD sahip olduğu küresel askeri ve siyasi etkiye rağmen yönetim aklı anlamında tarihteki en basit imparatorluklar kadar dahi bir özellik ortaya koyamıyor. 205 yıllık tarihi, göçmenlerden müteşekkil yapısı, boş bulduğu toprakları istila etme motifiyle oluşmuş olması gibi nedenlerden mütevellit köklü bir devlet geleneği oluşturmakta zorlanıyor, işleri usulüne göre, bir devletin yönetmesi gibi idare edemiyor, salt kaba güçle,........
