menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Çapulcu kovboy

12 0
14.04.2026

Birinci Dünya Savaşı ve esas olarak da İkinci Dünya Savaşı’nın ardından dünya sahnesinde bir güç odağı olarak yer edinen ABD, ne kadar da ileri bir sanayi ve teknolojik imkanlara sahip olsa da, siyaseten, diplomatik olarak ve zihni bakımdan bir türlü kapsadığı alanın hakkını veremedi.

Uyguladığı siyasi sistem iflas eden, yani savunduğu teorisinin pratik uygulaması istenen sonucu vermeyen Sovyetler dahi, yerini aldığı Rus devlet geleneği ve bakış açısının da etkisiyle (ki çokça zalim ve gayri insani bir yapıda olduğu halde), güya hümanist, demokrat, özgürlükçü pozları takınan ABD’ye nazaran çok daha fazla bulunduğu alanı doldurabildi. Sistemin insanı es geçen ve tepeden inmeci karakterine dünyanın gidişatını okuyamama ve ekonomik manada gelişmelere ayak uyduramaması da eklenince tarih oldu ve “Soğuk Savaş” yerini “tek kutuplu dünya”ya bıraktı.

Sözümona havarisi olduğu kağıt üstünde cicili biçili duran ilkelere rağmen, ABD sahip olduğu küresel askeri ve siyasi etkiye rağmen yönetim aklı anlamında tarihteki en basit imparatorluklar kadar dahi bir özellik ortaya koyamıyor. 205 yıllık tarihi, göçmenlerden müteşekkil yapısı, boş bulduğu toprakları istila etme motifiyle oluşmuş olması gibi nedenlerden mütevellit köklü bir devlet geleneği oluşturmakta zorlanıyor, işleri usulüne göre, bir devletin yönetmesi gibi idare edemiyor, salt kaba güçle, “güçlüyüm o halde haklıyım” sakilliğiyle işin içinden sıyrılmayı amaçlıyordu, hala da öyle.

Trump denen bencil, kibirli ve kof adamla birlikte bu ham hal, daha da bir sakilleşti, daha da kepaze bir vaziyete evrildi. Afrika’nın kabile devletlerinde bile görülmeyecek bir usul erkan eksikliği, hukuk tanımazlık, insanlara ve uluslara saygısızlık, kendi uyduruk menfaatleri ve inançlarıyla birleşti, üzerine de ırkçı emperyalizm ve o iğrenç Siyonizm sosu eklendi ve ortaya bugünkü acayiplikler, devlet idaresiyle, kamu yönetimiyle ve diplomasiyle bağdaşmayan bir ucube ortaya çıktı.

Bütün dünyayı tam manasıyla babasının çiftliği gibi algılayan, tüm diğer ulusları insandan bile saymayan, her türlü kaynağı gasp etmeyi kendinde hak görebilen, hiçbir ahlaki ve insani kırmızı çizgisi bulunmayan bir çete, bugün insanlığın başına çöreklenmiş vaziyette. Bir tarafta Trump denen saçma sapan ve Epstein denen aşağılık adamla ilgili dosyalar sayesinde ahlaksızlıkları ortaya dökülen müteahhit eskisi, diğer tarafta da Netanyahu adlı esfel-i safilin tabirini hak eden, soykırımcı bir barbar.. Bu iki adam, dünyanın başına bela olmuş durumdalar, insanların canlarına kast ediyor, ülkelere musallat oluyor, milyonlarca insanın huzurunu bozup hayatlarına kast ediyor, ahmaklıkları sayesinde dünya ticaretinin de canına okuyor.

Yaşanan durum, ABD’nin İsrail adına tetikçilik yapacak kadar alçalmasıdır. Hiçbir akli ve mantıki yanı kalmammış koca bir devlet, ortaya tek bir somut gerekçe bile koyamadan bir başka ülkeye saldırabiliyor, üstelik bunu kendi çıkarı için de değil İsrail denen terör devleti için yapıyor. Ve bunu gizleme gereği bile duymuyor. ABD tarihinde zalim, utanmaz, rezil başkanlar çoktur, ancak hiçbiri Trump kadar patavatsız ve kafasız değildir muhtemelen.

Dünyanın başına yüzyıllarca sömürgeciliğiyle bela olmuş ve uzun süre yegane süper güç olarak boy göstermiş olan İngiltere dahi, ki Ortadoğu’daki kan ve gözyaşında hala da payı vardır, bu denli kör gözün parmağına tarzda bir uygulamaya girişememiştir. Dünyanın başına bela olmuş ve halen de olan zalimlerdendir, ancak iyi kötü bir devlet bakışını yansıtarak hareket etmesiyle ABD patavatsızlığından ayrışır, aynı Sovyetler gibi.

Elbette zulmün “usulüne uygun olanı” diye bir şeyden bahsedilemez, ancak düşmanlığın da bir haysiyetinin olması gerekmektedir. Yoksa, batılın zirvesi olan Batı medeniyetinin sağ veya sol ideoloji farkı olmaksızın hemen her unsuru da birbirinden daha büyük bir züldür insanoğlu adına. Trump ve Netanyahu denen iki iğrenç adam sayesinde bunu görmüş oldu dünya kamuoyu.

ABD’nin kafa bakımından gerçek bir devlet vasfına kavuşamadığını, hala vahşi Batı kovboyu çapulculuğundan devam ettiği de not olarak düşülebilir.


© Milli Gazete