menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Hayatın tutamakları

42 0
29.06.2026

Bir yola düşüldüğünden itibaren, her insanın kendine göre bir yürüyüş tarzı yol ve yordamı olur. Bu gidişler genel anlamda özeldir. Özel olmalarına karşın bireyseldir. Bireyseldir ama bu sadece kendisini ilgilendirmez. Sınırları aşkındır.

Kendimizi bildik bileli sorumluluk alanımız genişledikçe insanlarla olan ilişkilerimiz, dertlerimizi, kaygılarımızı, hatta üzüntülerimizi ve sevinçlerimizi çoğaltır. Bir bakıma çoğalırız. İnsanız ve bu insan olmanın gerekliliğidir.

Sıradan olmak da vardır hayatta. Sıradanlık, bir önceki yazımızda vurguladığımız dertsizlik, kaygısızlık, başıboşluk, nemelazımcılık gibi yaşama biçimidir. Böyle insanlar fazlasıyla vardır ve bu dünyayı işgal ediyorlar. Görünürde bu tipler hiç yaşlanmazlar, yıpranmazlar, öylesine yaşayıp gidiyorlar. Sevinçlerinde ve üzüntülerinde bile bir boşluk olur.

Dert sahibi olmak, sorumluluk sahibi olmadır. Sadece kendini düşünmeme değil, düşünmenin ötesinde daha öteleri düşünmedir. Ufku geniş olan bu insanlar için acı çekme hayatın kendisi ve gerekliliğidir. Genel anlamda insanı kucaklama, dünyanın en ağır yükünü üstlenmedir. Ben bu işte varım demedir.

İnsan neden bu zorluklara talip veya isteklidir, neden durduk yerde kendisini böylesine ağır bir yükün altına sokmaya razıdır? Asıl soru ve........

© Milli Gazete