menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Lübnan neden hep hedefte?

12 0
12.04.2026

Ortadoğu’nun Kırılgan Dengesini Kim Kurdu?

Lübnan’a yönelik her saldırı, yalnızca bugünün gerilimiyle açıklanamaz. Bu ülke, tarihsel olarak inşa edilmiş bir kırılganlığın ve bölgesel güç rekabetinin en görünür sahasıdır.

Ortadoğu’da bazı ülkeler vardır; kriz onları ziyaret etmez, doğrudan onların içinde yaşar. Lübnan, bu ülkelerin başında gelir.

Bugün İsrail’in güney Lübnan’a yönelik saldırıları, Hizbullah üzerinden İran’a verilen mesajlar ve ABD’nin bölgedeki askeri siyasi pozisyonu tartışılıyor. Ancak Lübnan’ı yalnızca bugünün çatışma başlıkları üzerinden okumak, meseleyi eksik bırakır.

Çünkü Lübnan meselesi, anlık bir güvenlik sorunu değil;

Tarihsel olarak kurulmuş bir siyasal kırılganlıktır.

Mezhepler Üzerine Kurulu Bir Siyaset

Lübnan’ın bugünkü yapısı, Osmanlı sonrası dönemde özellikle Fransız mandası altında şekillendi. 1920’de kurulan sistem, ortak bir ulusal kimlik üretmek yerine, farklı mezhep ve gruplar arasında hassas bir denge kurmayı tercih etti.

1943 Ulusal Paktı ve 1989 Taif Anlaşması ile şekillenen bu sistemde:

• Cumhurbaşkanlığı Maronitlere

• Başbakanlık Sünnilere

• Meclis Başkanlığı Şiilere tahsis edildi.

Kısa vadede bu model, bir denge mekanizması üretti. Ancak uzun vadede şu sonucu doğurdu:

Devlet, vatandaşlık temelinde değil; mezhepsel aidiyetler üzerinden işleyen bir yapıya dönüştü.

Bu yüzden Lübnan’da kriz çıktığında, yalnızca hükümetler değil; doğrudan sistem sarsılır.

1975–1990 iç savaşı, Lübnan’ın kırılganlığını derinleştiren en kritik eşikti. Ancak bu savaş yalnızca iç dinamiklerle açıklanamaz.

• Filistinli grupların........

© Milat