menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Değişen Azerbaycan, değişmeyen iktidar aklı

12 0
sunday

Bir ülkenin modernleştiğini anlamak için başkentinin siluetine bakmak yetmez. Bazen bir okulun kapısında yaşananlar, görkemli binalardan ve uluslararası organizasyonlardan daha çok şey anlatır.

Azerbaycan’da başörtülü öğrencilerin eğitimden dışlandığına ilişkin haberler, tam da böyle bir gerçeği önümüze koyuyor: Ekonomik kalkınma ve devletin güçlenmesi, vatandaşın özgürleşmesini kendiliğinden sağlamıyor.

Önce tartışmanın sınırlarını doğru çizelim. Azerbaycan’da bütün kamusal alanları kapsayan genel bir başörtüsü yasağı bulunmuyor. Güncel meselenin merkezinde, 21 Eylül 2026’da kabul edilen okul kıyafeti düzenlemesi var. Başörtüsünü açıkça adlandırmayan düzenleme, üniforma şartlarıyla ve eğitimin laik niteliğiyle bağdaşmadığı düşünülen kıyafetleri sınırlandırıyor. Ailelerin aktardıkları ise bu hükümlerin bazı okullarda başörtülü öğrencilerin derslere alınmaması biçiminde uygulandığını gösteriyor.

Bir yasağın niteliğini yalnızca metinde kullanılan kelimeler belirlemez. Sonuçta bir çocuk sınıfına giremiyorsa, düzenlemenin hayatın içinde ürettiği mahrumiyete bakmak gerekir. Üstelik sınırlar belirsiz bırakıldığında eğitim hakkı, okul yöneticisinin yorumuna bağımlı hâle gelir.

Bu tabloyu anlamak için başörtüsü tartışmasının ötesine, Azerbaycan’daki iktidarın tarihsel dönüşümüne bakmak gerekiyor.

Haydar Aliyev’in siyasi hayatı, Sovyet güvenlik bürokrasisinden bağımsız Azerbaycan’ın cumhurbaşkanlığına uzanıyor. 1967’de Azerbaycan KGB’sinin başına geçen, 1969’da Komünist Parti liderliğine yükselen Aliyev, 1993’te bağımsız devletin yönetimini üstlendi. Böylece aynı siyasi şahsiyet, birbirinden farklı iki dönemin merkezinde yer aldı.

Bu geçişte ideolojik dil değişti. Sovyet sisteminin kavramlarının yerini bağımsızlık, millî birlik ve devletin bekası aldı. Ancak bu tarihsel çizgiye bakınca şu soruyu sormadan edemiyorum: Devletin kimliği değişirken, toplumun yönetilmesine ilişkin alışkanlıklar ne ölçüde değişti?

Bağımsızlığın ilk yıllarında savaşın, siyasi çalkantıların ve güvenlik kaygılarının güçlü bir yönetim talebi doğurduğu anlaşılabilir. Fakat istikrar ihtiyacının kalıcı bir siyasi ayrıcalığa dönüşmesi, devletin devamlılığıyla iktidarın devamlılığı arasındaki sınırı aşındırır.

2003’te cumhurbaşkanlığının Haydar Aliyev’den oğlu İlham Aliyev’e geçmesiyle başlayan dönem, bu bakımdan belirleyicidir.........

© Milat