menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Türkiye’nin yeni Devlet aklı

32 0
01.06.2026

Dünya eski defterini kapatıyor. Liberal düzenin parlak cümleleri yorgun düştü. Güvenlik yeniden siyasetin merkezine yerleşti. Enerji hatları, ticaret yolları, limanlar, demiryolları, savunma sanayii ve finans merkezleri artık aynı cümlenin içinde konuşuluyor. Türkiye bu fırtınayı kenardan izleyen bir ülke değil. Haritanın tam ortasında, bütün hesapların kesiştiği yerde duruyor.

Son on yılda yaşananlar bugünkü tabloyu anlamak için yeterlidir. Gezi olayları, 17-25 Aralık süreci, 6-8 Ekim Kobani olayları, hendek-barikat terörü, canlı bomba saldırıları ve 15 Temmuz darbe girişimi Türkiye’nin iç cephesini sarstı. Devlet bu süreçten daha merkezi, daha güvenlikçi ve daha operasyonel bir akılla çıktı. Bu tercihin bedelleri oldu. Hukuk, özgürlükler ve kurumsal denge alanında ağır tartışmalar doğdu. Fakat çıplak gerçek şudur. Ankara, dağınık bir bölgede ayakta kalmanın yolunu sert kapasite inşasında gördü.

Fırat Kalkanı, Zeytin Dalı, Barış Pınarı ve Bahar Kalkanı harekâtları bu aklın sahadaki karşılığıydı. Türkiye sınırında bekleyen tehdidi uzaktan seyretmeyeceğini gösterdi. Libya anlaşması Doğu Akdeniz’deki dışlama hamlesine karşı denizden verilen cevaptı. Karabağ zaferinde Türk savunma sanayiinin sahadaki etkisi görüldü. Suriye’de yeni dönem açılırken Türkiye masanın uzağında kalmadı. Bütün bunlar tesadüf zinciri değildir. Birikmiş devlet refleksinin dış politika diline dönüşmesidir.

Bugün aynı refleks daha geniş bir stratejiye bağlanıyor. Terörsüz Türkiye hedefi, Orta Koridor, Kalkınma Yolu, Hicaz demiryolu, INRAIL, enerji merkezi olma........

© Milat