menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Mustafa Kemâl'in uydurma şecereleri ve hakîkî mensûbiyeti (287)

87 0
19.04.2026

“Hayâtımızın her safhasını Kemalist ideal̃lere uygun bir hâle getirmeliymişiz”!

Bu paragrafın son cümlesi de hâssaten câlib-i dikkattir:

“Hayatımızın her safhasını (Kemalist) ideallere uygun bir hale getirmeye çalışmak, her Türk vatandaşının tabiî bir vazifesidir.”

Yalman, aynen Hüseyin Cahit Yalçın gibi, kendi Cemâatinin Kemalizmle tahakkuk eden ideal̃lerini, yine büyük bir ikiyüzlülükle, Türk Milletinin de ideal̃leri olarak takdîm ediyor ve Milletimize, Kemalizme îmân ve onu idâme vazîfesi yüklüyor!

Yalman’ın büyük bir iftihâr mevzûu: Kemalist İnk̆ilâb Programı’nın sür’atle tatbîk̆ini teşvîk̆ etmiş olmak

Yalman, Hâtırât’ında, “rü’yâlarının” “Dâhî Lider” tarafından tahakkukunu pasif bir şekilde takdîr ve sevincle seyretmekle kalmayıp Kemalist İhtilâlini ve bilumûm İnk̆ilâbları, gazete olarak harâretle teşvîk̆ ettiklerini, çorbada kendilerinin de tuzu bulunduğunu îzâh ediyor ve bundan büyük iftihâr duyuyor:

“İstiklâl Mahkemesinin Hilâfet müessesesi ile ilgili olarak Ağa Han ve Emîr Ali’nin mektubunu neşreden gazeteler ve yine Hilâfetin mevki ve nüfuzuna dair Baro Başkanı Lütfi Fikri Beyin gazetelerde çıkan ve savcı tarafından dâva talebinde bulunulmasına yol açan mektubu, inkılâp ve gerilik münakaşalarının alevlenmesine yol açmıştı. Gerilik taraftarı ‘Sırat-ı Müstakim’ dergisi, var kuvvetiyle kaleme sarıldı. [Sırât-ı Müstak̆îm, rahmetli Mehmed Âkif ve Eşref Edib’in mecmûasıdır…]

“25 Aralık 1923 tarihli ‘Vatan’, ‘İzmit Programı’ başlıklı bir makaleyle dâvayı kökünden ele aldı ve Hilâfetin ilgası hakkında bir yıl evvel Gazi Mustafa Paşa ile yedi İstanbul gazetecisi, Dr. Adnan [Adıvar] Bey ve Halide Edip [Adıvar] Hanım arasında İzmit’te cereyan eden ve bu hatıralarda bundan evvel etraflı şekilde anlatılan münakaşaları ima ederek şu düşünceleri ileri sürdü:

‘Cumhurbaşkanı Gazi Mustafa Kemal Paşa, geçen sene İzmit’te gazetecileri kabul ettiği sırada, esaslı bir İnkılâp Programının münakaşasını yapmıştı. Bu Program, berraklığı, genişliği ve derinliği ile gazetecileri hayran bırakmıştı. Alışılan sabit görüşlerden bu derecede kesin bir kurtuluşa, yarın hakkında bu kadar azimli planlara, bu kadar büyük çapta bir görüşe memleketimizde hiç rast gelinmediğini söylemek mübalağa olmaz. Bu planlar, donuk bir düşünce halinde değildi; yürütülmeleri için her türlü vasıta ve imkânlar sonuna kadar düşünülmüştü.

‘Aradan bir yıldan fazla bir zaman geçti. Bunun büyük kısmını, İkinci Lozan Konferansının müzakereleri doldurdu; fakat geriye herhalde birkaç aylık bir zaman kaldı ki bu esnada İzmit’te ileri sürülen planlara uygun bir ilerleme hareketinin ufuklarda şekil almıya başlaması herhalde beklenebilirdi. Bu ümit gerçekleşmedi. Barışın imzasından beri karşımızda eski bildiğimiz yarı tedbir ve tereddüdü görüyoruz. Memleketin fikir kuvvetleri, düzenli bir İnkılâp Hareketine girişmek üzere henüz seferber edilmedi.........

© Milat