MUSTAFA KEMÂL'İN UYDURMA ŞECERELERİ VE HAKÎKÎ MENSÛBİYETİ (280)
“Her Türkün en tabiî, en samimî dileği şudur: Atatürk’ü daima tam sıhhat içinde bilmek, uzun seneler başımızda görmek… [Bu cümle, makâlede koyu dizilmiştir.]
“Bu dilek yalnız sevgimizden ileri gelmiyor. Kendi kendini düşünmek, hesapçı olmak, milletlerin hakkıdır. İnkılâbımızı tamamlamak, gittiğimiz yolu görmek, millî birliğimizi en sıkı mânada korumak için ruhlarımız onun varlığına ihtiyaç duyuyor, millî şuurumuz, Atatürk’ü milli varlığın en mühim bir parçası sayıyor.
“Türk milletinin son zamanlarda geçirdiği üzüntülerin mânasını kavramak, derinliğini duymak istersek, bütün bu duyguları gözümüzün önünde canlandırmamız lâzımdır.
“Her Türk vatandaşının Atatürkün sıhhati hakkında çok meraklı ve hassas bir an’aneye mahsus sevgi ve şefkatle bu kadar titremesinin ve üzülmesinin sebebi ne?
“Sebebi şu: Atatürkü daima canlı bir enerji kaynağı halinde aramızda görmeğe alıştık. Nekahat ve istirahat devresinin uzaması bize tabiî gelmedi. Merak içinde bulunan bir anne nasıl üzülür ve kendini yerse biz de öyle üzüntüler çektik. Hükûmet, bütün neşri suretiyle ortalığı aydınlatmadı, çünkü bir istirahat ve nekahat devresinin bülten neşrini icap ettirecek bir vaziyeti yoktu.
“Nekahat ve istirahat devresinin uzamasının başlıca sebebi ise, Atatürkün son Hatay buhranı sırasında seyahate çıkmasıdır. O sırada istirahat devrine fasıla vermemek lâzımdı, fakat hiç bir kuvvet, şahsî sıhhatine ait hiçbir endişe Atatürkün bu seyahate çıkmasına mâni olamamıştır. Atatürk en mühim bir millî dâvanın halledileceği yerlere yakın bulunmak istemiş; ileri siperlerde millî bir dâva için dövüşen bir askerin atılganlığı ile hâdise sahnesinin yakınına koşmuştur. [Bu cümle de, makâlede koyu dizilmiştir.]
“İstirahat ve nekahat devresi bu sebeple uzamış olmakla beraber çok şükür tam sıhhat haline doğru inkişafa devam etmiştir.
“Atatürk gibi coşkun bir enerji ve hareket kaynağı için kısa bir zaman bile dar sıhhî kayıtlar altında bulunmak büyük bir fedakârlıktır. Bütün milletin alâka ve sevgi ile kendi üzerine titrediğini hissetmek bu fedakârlığı elbette kolaylaştırır.
“Bir milletin ne sebeple olursa olsun üzüntü geçirmesi acı bir şeydir. Fakat böyle bir müşterek üzüntüde öyle içtimaî kıymetler gizlidir ki bunların kaybolmaması, tebarüz ettirilmesi mutlaka lâzımdır.
“Bütün bir millet, Atatürk’ün kendisi için yaptıklarını o kadar iyi anlıyor ve o kadar derin bir minnet ve sevgi duyuyor ki üzüntülü günlerde milyonlarca Türkün ağzından şu yolda sözler işitilmiştir:
‘Onun bir dakika sıhhati için ömrümün hepsini vermeğe hazırım.’ [Bu cümle, makâlede büyük harflerle........
