En iyi ve en kötü haliyle insan: Bir kalpte iki ihtimal
İnsan, bazen bir yabancının yarasını sarmak için kendi acısını unutur. Bazen de en yakınındaki insanın gözyaşına kayıtsız kalır. Bir gün hiç tanımadığı biri için fedakârlık yaparken başka bir gün sevdiği birini incitmekten çekinmeyebilir. Peki, aynı insan nasıl hem bu kadar merhametli hem de bu kadar acımasız olabilir?
İnsanı anlamak, yalnızca yaptığı iyiliklere ya da işlediği kötülüklere bakmakla mümkün değildir. Çünkü insan, içinde farklı duyguların, arzuların, korkuların ve çatışmaların bir arada yaşadığı karmaşık bir varlıktır. Onu bazen vicdanı, bazen öfkesi, bazen sevgisi, bazen de korkuları yönetir.
İnsanın en iyi hali, başkasının acısını fark edebildiği. En kötü hali ise o acıyı görmesine rağmen umursamamayı seçtiği yerde ortaya çıkar.
İyilik, her zaman büyük fedakârlıklarla kendini göstermez. Bazen yargılamadan dinlemek, bazen bir insanın onurunu korumak, bazen de güçsüz durumda olanı ezmemek iyiliğin en sade biçimidir. Gerçek merhamet, yalnızca kendimize benzeyen insanlara değil, düşüncelerini paylaşmadığımız kişilere de insan oldukları için değer verebilmektir.
Kötülük ise her zaman açık bir saldırıyla gelmez. Bazen küçümseyen bir bakışta, bazen başkasının başarısını değersizleştiren bir sözde, bazen de bir insanın çaresizliğinden yararlanmakta gizlenir. Üstelik........
