menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Hürmüz'de sessizlik: Fırtına gerçekten yaklaşıyor mu?

26 0
12.10.2026

Ortadoğu'da bazen en tehlikeli an, silahların sustuğu andır.

Çünkü savaşın gürültüsü sona erdiğinde her şeyin normale döndüğünü düşünmek kolaydır. Oysa taraflar aynı anda masada ve sahada yeni hesaplar yapıyor olabilir. İran ile Amerika Birleşik Devletleri arasındaki mevcut tablo da tam olarak böyle bir bekleyiş görüntüsü veriyor.

Bir tarafta Washington'ın askeri gücünü bölgeye takviye ettiği yönündeki haberler, diğer tarafta Tahran'ın kendi savunma kapasitesini artırmaya çalışması. Diplomasi ise neredeyse yok gibi.

Hürmüz Boğazı çevresindeki tansiyon nispeten düşmüş gibi görünse de tarafların birbirlerine olan güvensizliği ortadan kalkmış değil.

İşte asıl mesele de burada başlıyor.

Zira Hürmüz Boğazı sıradan bir deniz geçiş noktası değil. Dünyanın enerji ticareti açısından kritik güzergâhlardan biri. Burada yaşanabilecek ciddi bir kriz, yalnızca İran ve ABD'yi ilgilendiren bölgesel bir çatışma olarak kalmayacaktır. Petrol fiyatları, doğal gaz piyasaları, deniz taşımacılığı, sigorta maliyetleri ve nihayetinde tüketicinin cebine kadar uzanan geniş bir zincir ortaya çıkabilir.

ABD'nin San Diego'daki ana limanında bulunan USS Theodore Roosevelt uçak gemisini taarruz grubu ile deniz piyadelerini taşıyan USS Makin Island amfibi grubunu bölgeye göndermesi, ister istemez şu soruyu gündeme getiriyor: Washington gerçekten yeni bir saldırıya mı hazırlanıyor, yoksa mevcut caydırıcılığını güçlendirmek için mi askeri kapasitesini artırıyor?

Bu sorunun bugün kesin bir cevabı yok.

Fakat askeri yığınakların niteliği, zamanlaması ve büyüklüğü, bölgedeki gelişmeler açısından dikkatle izlenmesi gereken unsurlar. Zira Kasım ayı sonunda gönderilen bu güçlerin bölgeye varması bekleniyor.

Özellikle Washington’un seçim takvimi burada ayrı bir önem taşıyor. Çünkü petrol fiyatlarının yükselmesi, enerji maliyetlerinin artması ve bunun enflasyona yansıması Amerikan yönetimi açısından ciddi bir ekonomik sorun yaratıyor. Dolayısıyla ABD seçim döneminde büyük bir askeri operasyon başlatmak konusunda temkinli davranacaktır.

Fakat seçim takvimi geride kaldığında muhtemelen hesaplar değişecek.

İşte bu nedenle bugünkü sessizliğe bakıp “kriz sona mı erdi?” demek için henüz erken.

Aslında iki tarafın da önemli bir açmazı bulunuyor.

Evet; İran, ABD'nin askeri kapasitesiyle doğrudan boy ölçüşebilecek durumda değil. Washington'ın hava gücü, deniz gücü, lojistik kapasitesi ve küresel askeri altyapısı Tahran'ın imkanlarının çok üzerinde. Bu gerçek, İran'ın stratejisini doğrudan bir savaş meydanında ABD ile karşılaşmak yerine farklı alanlarda maliyet yaratmaya........

© Milat