Yobazlar!
“Bizim yurdumuzda iki ayrı yobaz tipi vardır.
Bunlardan birisi, ‘din yobazları’dır.
Bunlar İslam’ı katiyen bilmezler ama söyleyeceğiniz bir cümle için veya içinde bulunduğunuz bir durum münasebetiyle, ‘Neuzübillah, kâfir oldun!’ filan diye ağızlarını açarlar.
Sevgili Peygamberimiz buyuruyor ki, ‘Zorlaştırmayınız kolaylaştırınız, nefret ettirmeyiniz sevdiriniz.’ Bu ‘din yobazları’ aksine, sevdirmekten ziyade nefret ettirmeye, kolaylaştırmaktan ziyade zorlaştırmaya gidiyorlar.
Bu ‘din yobazları’nın yanında bir de ‘Atatürk yobazları’mız var.
Bunlar çok dehşetli adamlardır ve bunlar çok tehlikeli insanlardır. Bunlar Atatürk’ü kat’iyen okumamışlardır, kat’iyen bilmemektedirler. Okumadıkları, bilmedikleri halde, Atatürk’le ilgili yüzde yüz doğru bir fikri ortaya koyduğunuz zaman, derhal sizi ‘Atatürk düşmanı’ diye suçlamaktadırlar. Biliyor musunuz, Türkiye’de bu ‘Atatürk yobazları’, “din yobazları’ndan çok daha fazla tehlikelidir!”
Mütefekkirlerimizden Yavuz Bülent Bakiler Beyefendi, ne güzel de anlatmış değil mi, “iki yobaz” tipini.
Dini istismar edenler ve Atatürk’ü istismar edenler!
Türkiye ne yazık ki, birbirlerine çok benzeyen bu iki “zararlı” akımın etkisinden bir türlü kurtulamıyor.
Gündemimizde, cehaletten, grup taassubundan, değerlerin maddi kazanımlar için istismar edilmesinden kaynaklanan çekişmeler kavgalar oluyor hep.
Düşmanlarımız da, bu çekişmeler ve kavgalar üzerinden memleket insanlarını birbirlerine düşürmek ve böylece vaktimizi, moralimizi, enerjimizi tüketerek bizi kendilerine “köle etmek için” yararlanıyor…
Dahası, bu çekişmeleri “etki ajanları” eliyle büyütüyor, ateşi harlıyor!
“Liyakatin” değil de, “ilişki ağlarının” belirleyici olduğu yerlerde, “kimlik siyaseti” epeyce........
© Milat
