menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Farklı açıdan Mekke Anlaşması

20 0
12.08.2026

Bir çayın demi, ittifakının berraklığında vücut bulur. Çok yandık, düşündük, yazdık; ittihad-ı İslam için feryat ettik. Dualar billur bir ark oldu, filiz oluştu. Tabiî süreç mevsimini tamamladı ve Mekke farklı bir dirilişe daha şahit oldu.

Caydırıcı bir güç olmak, aynı zamanda zalime de yapılan bir iyiliktir. Çünkü onu çekindirir, geri durdurur ve daha fazla zulüm işlemesine engel olur. Zulmün devam etmesi ve zalimlerin şımarıp azgınlaşması, çoğu zaman karşı tarafın pasif kalmasından, dağınıklığından ve harekete geçmemesinden kaynaklanır.

Birlik olmak yalnızca bir güç gösterisi değildir. Asıl maksat; adaleti ve huzuru temin etmek, birlikte yaşamayı daha güvenli ve daha huzurlu hâle getirmektir.

Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan arasında Mekke'de imzalanan ortak savunma anlaşması, bu açıdan son derece anlamlıdır. Çünkü kötü niyetli olanları düşündürür, hesapsız hareket etmekten çekindirir. Meydanı boş bulup mazluma zulmetmeye alışanlar artık karşılarında bir dayanışma ve caydırıcılık iradesi bulunduğunu hesaba katmak zorundadır.

Buna karşılık niyeti iyi olanlar —ister Müslüman ister başka bir dinin mensubu olsun— içinde biraz medeniyet kırıntısı ve insani meziyet taşıyorlarsa, böyle bir birliktelikten memnun olurlar. Çünkü adaletin ve güvenliğin güçlenmesi, yalnızca Müslümanların değil, bütün insanların menfaatinedir.

Aslında Müslümanların birlik olmaması, sadece Müslümanları değil, diğer toplumları da huzursuz eder. Çünkü güç boşluğu, çoğu zaman zulmün cesaret bulduğu bir zemindir. Müslümanlar birlik olup adaleti ve kardeşliği temin ettiklerinde ise sahip oldukları güç, saldırmak için değil; saldırıyı önlemek için bir güvence hâline gelir.

O zaman düşmanlık hesabı yapanlar, “Sakın bunlarla kapışmayalım.” diye uzun uzun düşünmek zorunda kalır.

İşte gerçek caydırıcılık budur.

Çatışmanın çıkmaması, silahların hiç kullanılmamasından daha büyük bir başarıdır. Çünkü güçlü olmak, her fırsatta güç kullanmak değil; gücünüzün varlığı sayesinde zulmün ve çatışmanın daha başlamadan önlenmesidir.

Bu açıdan bakıldığında Mekke Anlaşması, yalnızca üç ülkenin savunma güvenliği açısından değil, bölgesel huzur ve küresel barış bakımından da son derece yerinde ve hatta gecikmiş bir adımdır.

Ve bu noktada Bediüzzaman Said Nursî'nin Mektubat'ta ortaya koyduğu bir hakikat, meselenin ruhunu anlamamız açısından son derece dikkat çekicidir:

“Madem hakikat budur. Hem madem bir zalim ve vicdansız bir adam, birisini yere atıp ayağıyla onun başını kat'î ezecek bir surette davransa; o yerdeki adam eğer o vahşi zalimin ayağını öpse, o zillet vasıtasıyla kalbi başından evvel ezilir, ruhu cesedinden evvel ölür. Hem başı gider hem izzet ve haysiyeti mahvolur. Hem o........

© Milat