Uçların uçurumu
Yaşamakta olduğumuz modern zamanları “Aşırılıklar Çağı” diye isimlendirsek bilmem yerinde bir tanımlama olur mu?
Adeta uçlarda gezinmek, uç ve uçuk düşüncelerle zihinsel anaforlara savrulmak ciddi anlamda kabul görüyor…
Uçarı tiplerin ilgi gördüğü bir dünyada insanın dengesi, düzeni, disiplini kalmıyor…
Evet, istikrarsızlığın, intizamsızlığın, istikametsizliğin, itidalsızlığın en büyük sebebi uçlara savrulmaktan dolayıdır… Uçlarda gezinenlerin ayarı, miyarı, mizanı yok...
Uçların tehevvürü, tekebbürü, taassubu toplumsal dokumuzu, kardeşlik iklimimizi, ümmet ufkumuzu karartıyor…
Aşırı tipler, aykırı kişilikler kırıp döküyor… Siz toparlamaya çalışsanız bile güç yetiremiyorsunuz...
Uçlara savrulunca hırslar konuşur… Nefisler savaşır…
Kinler birikir… İtidal, intizam, ihtimam kalmaz…
Aşırı sevgi körleştirir… Aşırı nefret taşlaştırır…
Aşırı korku köleleştirir… Aşırı arzu azgınlaştırır… Aşırı ihtiras vicdanı bitirir…
Her aşırılık fıtrata vurulmuş bir darbedir… Aşırılıklar parçalayıcıdır... Aklı, ruhu, kalbi, iradeyi, fıtratı, vicdanı, kimliği, kişiliği, kardeşliği parçalar…
Uçlarda yaşamak sadece kişisel bir zaaf değil, toplumsal çatışmaların, ümmet içi çekişmelerin, ayrışmaların, kırılmaların, krizlerin temel nedenidir...
Aşırıların başkasını anlama, dinleme diye bir derdi yoktur…
Bildiğini dayatma, itham ve ilzam vardır…
Çünkü aşırı anlayışta........
