menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Körler ülkesinde uyanık olmak

25 0
17.06.2026

Karanlıktan niye korkarız? Cehaletten hoşlanmayışımızın sebebi nedir? Neden hep aydınlık bir dünyanın hayallerini kurarız? Uyanış neden önemlidir? Teyakkuz ile uyuşukluk neden hayat ile ölüm kadar birbirine uzaktır? Jose Saramago’nun Körlük adlı romanı bir bakıma bu sorulara bazı cevaplar veriyor. Her ne kadar metin, fizyolojik körlüğün insan hayatında yarattığı olumsuzluklar üzerine kurgulanmış olsa da sanatçı öngörüsü söz konusu körlüğü oradan alarak zihinsel, psikolojik ve ahlaki körlüğe kadar uzatıyor ve körleşmenin hem insan hem de insanlık üzerindeki dramatik etkisini ayrıntılarıyla betimliyor. Böylece körlüğün; körleşen bir toplumu muhalefeti ve iktidarıyla, yönetenleri ve yönetilenleriyle, yargılayanları ve yargılananlarıyla, üst düzey insanları ve altta kalanlarıyla nasıl da rayından çıkardığını, nasıl da insanlık dışı bir atmosfere sürüklendiğini, insanı insan yapan değerlerden nasıl da hızlıca uzaklaştırdığını adım adım takip edebiliyoruz. Roman, bu haliyle bir betimleme olduğu kadar bir sorgulamanın, bir sorgulama olduğu kadar geleceğin otoriter sistemlerine yönelik eleştirinin, hatta böylesi körleşen bir dünyada insanlık tarihine özgü birikimlerin nasıl da bir çırpıda elden avuçtan çıkıp silikleştiğinin izlerini de ortaya koyuyor.

Distopik bir roman olduğu halde metin bize günümüz dünyasının ruh evreni hakkında ciddi intibalar sunuyor. Kalabalık bir caddede gözleri ansızın kapanan bir adamın körlüğüyle başlayan süreç bütün şehrin, hatta ülkenin körleşmesi sonucunu doğuruyor. Körler ülkesinin tek gören kişisi bir göz doktorunun karısıdır ve olaylar büyük ölçüde onun gözleriyle anlatılır. Romanda körlük dünyanın atmosferine dönüştüğü andan itibaren kendi kurallarını dayatıyor, kendi yasalarını yürürlüğe koyuyor ve bir anda bütün ilişki biçimleri patolojik bir hal alıyor. Körlük bu yönüyle sadece dünya ile insan arasındaki sağlıklı ilişkiyi koparıp atmıyor, aynı zamanda........

© Milat