Hayat bayramdır: Hayatı savunma cesareti
“Hayat bayramdır” sözü, ilk bakışta derinlikten yoksun bir klişe gibi görünmektedir. Biz bu ifadeyi, insanın üzerine çöken ağırlığa karşı yöneltilmiş radikal bir varoluş itirazı olarak dile getiriyoruz.İnsan, artık hayatı bayram olarak yaşamamaktadır. Hayat, günümüzde bir deneyim olmaktan çıkmış, bir performans alanına indirgenmiştir. İnsan, yaşamak yerine kendini sürekli üretmek, kanıtlamak ve optimize etmek zorunda hissetmektedir.
İnsan, artık yalnızca dış baskılar altında değildir. Otoriteler, hapishaneler, güçler ve iktidar merkezleri insanın içine yerleşmiştir. İnsan, kendisini denetlemekte, kendisini yargılamakta ve kendisini tüketmektedir. İnsanın krizi, özgür olmaması değildir. İnsanın krizi ve trajedisi, özgür olduğunu sanarak kendi üzerinde tahakküm kurmasıdır.İnsanın kendi kendini köleleştirmesi, en büyük felaketidir.
“Hayat bayramdır” demek, yüzeysel bir mutluluk çağrısı değildir. Bu, hayatı yeniden insana iade etme girişimidir. Bayram, tüketim kültürünün yeme, içme ve giymeyle ilgili ürettiklerini tüketmenin doğurduğu sahte neşe değildir. Bayram, insanın kendisiyle, doğayla, başkalarıyla ve varoluşla kurduğu sahici ilişkinin adıdır. Bayram, hayatın metalaşmasına karşı açılmış kısa ama yoğun bir özgürlük aralığıdır.
Bayram değerlidir, ama bayramda durmak yeterli değildir. Hayatın bayram olması, hayatın zaten iyi, verimli ve yaratıcı olduğu anlamına gelmemektedir. Hayat, bayramdır sözünün derin bir ağırlığı vardır.Hayat çoğu zaman ağırdır, kırıcıdır,........
