Ahlak: Yaşamanın sanatı mı? Özgürlüğün isyanı mı?
Çoğu zaman buyruğun diliyle konuşan ahlakta, tahakküm vardır. Ahlakın buyurgan ve tahakküm dili, emir verir, hizaya sokar, korku üretir. Ahlak, “yapmalısın” şeklinde buyurduğunda aslında şunu dayatmaktadır: “Olman gereken şey sensin, olduğun şey değil.” Geleneksel ahlak, insanı kurmaz. Geleneksel buyurgan ahlak, insanı ehlileştirir, sınırlar. Buyurgan ahlak, insanı özgürleştirmez. Otoriter ahlak, insanı yönetilebilir ve yönlendirilebilir kılar.
İnsan, yönetilmek için var olan bir varlık değildir. İnsan, kendini kurmak, oluşturmak ve varoluşunu gerçekleştirmek zorunda olan bir varlıktır. Bundan dolayı ahlak, ya bir itaat mekanizmasıdır ya da bir oluş ve özgürlük isyanıdır. Üçüncü bir yol yoktur. Ahlak sözkonusu olduğunda itaat veya oluş arasında bir ara yol yoktur.
İtaat veya özgürlük seçenekleri arasında kalan ahlakın hangi yolu seçeceği bağlamında sanatın anlamı ve işlevi çok belirleyici olmaktadır. Sanat, kaosu bastırmaz. Sanat, kaosu onu dönüştürür. Sanat, gürültüyü susturmaz. Sanat, gürültüyü müziğe çevirir. Ahlak, ya arzuyu bastıran bir polis gücüne dönüşür ya da arzuyu bir forma kavuşturan yaratıcı bir güce dönüşür. Ahlak bastırıyorsa, bu artık ahlak değil, korkunun estetiğidir. Eğer ahlak dönüştürüyorsa, işte o zaman ahlak bir yaşama sanatı haline gelmektedir. Yaşama sanatını hafife almak gibi tehlikeli bir yanılsamaya kapılmamak önemlidir.
Günümüz dünyasında yaşamak, bir dekorasyon faaliyetine indirgenmiştir. İnsanlar hayatlarını kurma zahmetine girmemektedirler. İnsanlar, hayatlarını tasarlama gibi verimsiz ve gereksiz bir yönelimin içindedirler. İnsanlar, yaşamamaktadırlar. İnsanlar, sergilemektedirler. Ahlak, günümüzde bir derinlik değil, bir imaj yönetimi haline gelmiştir. Sahici ahlak, görünmekle değil, yaşamakla, olmakla, olgunlaşmakla ve özgürleşmekle ilgilidir.
Erdem, artık hayatımızdan kaybolmuştur. Erdemi, her an oluşturduğumuz bir alışkanlıklar süreci ve tecrübesi olarak anlamıyoruz. Burada bahsedilen alışkanlık, sıradan ve mekanik bir tekrar, taklit ve teslimiyet değildir. Alışkanlık birikimi olarak erdem, insanın kendini her gün yeniden........
