Öğrenilmiş çaresizliğin zincirlerini kırmak
İslâm ümmetine yıllardır aynı korku fısıldandı:
“ABD’ye karşı durulmaz.”
“İsrail’e dokunulmaz.”
“Bu güçler yenilmez.”
Bu sözler sadece siyasi propaganda değildi. Bunlar, ümmetin ruhuna işlenmek istenen bir teslimiyet projesiydi. Müslümanların silahlarından önce iradeleri hedef alındı. Kalplerine korku, zihinlerine çaresizlik yerleştirildi.
Bugün birçok Müslüman toplumun içine düştüğü en büyük kriz, maddi imkânsızlık değil; öğrenilmiş çaresizliktir.
Çünkü yıllardır ekranlardan, gazetelerden, uluslararası kuruluşlardan ve diplomatik masalardan aynı mesaj yayıldı:
“Karşı koyarsanız ezilirsiniz.”
“Direnirseniz yok olursunuz.”
“Büyük güçlere rağmen hiçbir şey değişmez.”
Oysa Kur’an’ın inşa ettiği mümin karakteri korku üzerine değil, teslimiyet ve tevekkül üzerine kuruludur.
“Gevşemeyin, üzülmeyin. Eğer iman etmişseniz üstün olan sizsiniz.”
Bugün Gazze’nin yıkılmış sokakları arasında yükselen en büyük hakikat budur. Dünyanın en ağır bombardımanlarından biri yaşandı; ama işgal rejimi insanların iradesini teslim alamadı. Çünkü iman bazen tanklardan daha güçlüdür.
Bedir’de sayı azdı ama iman........
