Allah'ın arzı geniştir: Hicret bir kaçış değil, bir diriliştir
"Kendilerine yazık etmekte iken canlarını aldıkları kimselere melekler: 'Ne işte idiniz?' diye sorarlar. Onlar: 'Biz yeryüzünde güçsüz bırakılmış kimselerdik.' derler. Melekler ise: 'Allah'ın arzı geniş değil miydi? Hicret etseydiniz ya!' derler. İşte onların varacakları yer cehennemdir. Orası ne kötü bir varış yeridir." (Nisâ, 4/97)
Kur'ân-ı Kerîm'in bu ayeti, insanı derinden sarsan ilâhî bir muhasebedir. Çünkü burada sorgulanan yalnızca bir coğrafya değil, bir tercihtir; yalnızca yaşanılan yer değil, yaşanılan hayattır. Allah Teâlâ, dinini yaşayabildiği hâlde ihmalkârlık edenleri değil, dinini yaşama imkânı kalmadığı hâlde hiçbir çaba göstermeyenleri ikaz etmekte ve "Allah'ın arzı geniş değil miydi?" buyurarak mümine daima bir çıkış yolu bulunduğunu hatırlatmaktadır.
Hicret, korkudan kaçmak değildir; imanı yaşatmak için cesaret göstermektir. Hicret, toprağı değil, önce kalbi değiştirmektir. Hicret, Allah'ın rızasını dünyanın bütün menfaatlerinden üstün tutabilmektir. Bu sebeple hicret, bir kaçış değil; insanın imanını, şahsiyetini ve kulluğunu yeniden diriltmesidir.
Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur: "Gerçek muhacir,........
