Alışılan iyilik, unutulan vefa
İnsan bazen en ağır yorgunluğu yaptığı iyiliklerin ardından yaşar. Çünkü sürekli tekrar edilen her fedakârlık, bir süre sonra kıymeti bilinen bir lütuf olmaktan çıkar; alışılmış bir düzene dönüşür. İlk zamanlarda teşekkür edilen emekler, zaman geçtikçe beklenen bir sorumluluk hâline gelir. Ve ne acıdır ki insan, yıllarca yaptığı iyiliklerle değil; bir gün yapamadığı şeyle yargılanır.
İşte insan ilişkilerinin en sessiz kırılmalarından biri burada başlar: Alışılan iyilikler unutulan vefalara dönüşür.
Oysa vefa, sadece zor günde hatırlamak değildir. Vefa; sürekli yanında olanın kıymetini, yokluğunu yaşamadan bilmektir. Çünkü insan nefsi, devam eden nimeti sıradanlaştırmaya meyillidir. Her gün açan güneşi fark etmeyen insan gibi, sürekli iyilik gördüğü kişiyi de zamanla “zaten yapması gerekeni yapan biri” olarak görmeye başlar.
Rabbimiz Kur’an-ı Kerim’de insanın bu yönünü şöyle haber verir:
“İnsan gerçekten çok nankördür.” (İbrahim Suresi, 34)
Nankörlük sadece nimeti inkâr etmek değildir. Sürekli yapılan iyiliği değersiz görmek de bir nankörlüktür. Nice insanlar vardır ki yıllarca kendileri için koşturan bir dostun, bir eşin, bir kardeşin........
