Ahir zaman şeyhleri
Bir toplumun çöküşü, düşmanlarının gücüyle değil; hakikati temsil ettiğini iddia edenlerin zayıflamasıyla başlar. Çünkü dışarıdan gelen saldırı fark edilir, ama içeriden gelen bozulma çoğu zaman alkışlanır. İşte “ahir zaman şeyhleri” meselesi tam da bu kırılma noktasında ortaya çıkar: Din konuşulur ama yaşanmaz, hakikat anlatılır ama temsil edilmez. İnsanlar artık doğru ile yanlışı ayırt etmekte zorlanır.
Kur’ân bu tehlikeyi asırlar önce haber vermiştir: “Yazıklar olsun o kimselere ki, kitabı elleriyle yazıp sonra az bir bedel karşılığında ‘Bu Allah katındandır’ derler.” (Bakara 2/79) Bu ayet sadece geçmiş ümmetlerin bir hatasını anlatmaz; her çağda tekrar eden bir sapmanın adını koyar: Dinin menfaat uğruna eğilip bükülmesi. İşte ahir zaman şeyhlerinin en belirgin vasfı da budur; hakikati değil, çıkarı öncelemek.
Bugün dinin özü ile görüntüsü arasındaki mesafe açılmıştır. Allah’ın kesin emirleri geri plana itilirken, insanların hoşuna giden ameller öne çıkarılmaktadır. Oysa Peygamber Efendimiz (s.a.v.) şöyle buyurur: “Allah sizin suretlerinize ve mallarınıza bakmaz; kalplerinize ve amellerinize bakar.” (Müslim) Ancak ahir zamanın bu sahte rehberleri, kalbi değil görüntüyü büyütür; ihlâsı değil etkiyi arar.
Daha da tehlikelisi, dinin duygular üzerinden istismar edilmesidir. Gözyaşı Allah için döküldüğünde ibadettir; fakat insanlar etkilenip yönlendirilsin diye kullanıldığında bir araç haline gelir. Resûlullah (s.a.v.) bu tehlikeyi şöyle haber verir: “Sizin için en çok korktuğum şey küçük şirktir.” Sahabe sordu: “Küçük şirk nedir?”........
