menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

“Donald Trump ile Papa XIV. Leo” Arasında Yaşanan Gerilimin Nedenleri

9 0
19.04.2026

Amerika Birleşik Devletleri’nin 45. ve 47. dönem Başkanı Donald Jhon Trump’ın seçim başarısında, başta sosyal medya olmak üzere iletişim araçlarını etkili kullanması, önemli bir etken olarak göze çarpmaktadır.

Amerikalıların entelektüel birikimi, Avrupalı toplumlarla mukayese edildiğinde, son derece yetersiz ve tekdüze olup, bilgi derinliği açısından da sığ bir özellik göstermektedir. Bu tür konservatif toplumlar üzerinde, sosyal medyada paylaşılan “fast food” tarzı bilgilerin, resmi söylemlerin ve görsel yayınların etkisi oldukça fazladır.

ABD, dünyanın en fazla kitap okunan ülkesi olmasına rağmen entelektüellik karşıtı (Anti-intellectualism) bir anlayışla yönetilmektedir. Anti-entelektüalizm, bir bakıma ABD’deki mevcut siyasi, ekonomik ve sosyolojik yapıyı muhafaza eden bir kalkan görevi görmektedir.

Sosyal medya üzerinden yaptığı paylaşımlar ve açıklamalarla geniş kitleleri manipüle etme konusunda, son derece mahir bir politikacı olan D. Trump, beklenmedik anlarda oldukça enteresan paylaşımlar yaparak, dünya gündemini birden değiştirebiliyor.

Bu durum, politika kadar popüler kültürün de etkili bir figürü olan Trump’ı, oldukça mutlu ediyor. Konuşulmak, gündem olmak, insanları şaşırtmak, dikkat çekmek gibi bu tür davranışlar, narsist kişilik bozukluğu olan Donald Trump’a büyük bir haz veriyor.

Bilindiği üzere Başkan Trump, geçen günlerde Truth Social'daki “Real Donald Trump” isimli kişisel hesabından, kendisini “Hastalara Şifa Dağıtan İsa Mesih” olarak tasvir eden bir fotoğraf paylaşmıştı.

Skandal paylaşıma, başta Vatikan olmak üzere Hristiyan dünyasının ciddi bir tepki gösterdiğini gören Başkan Trump, söz konusu fotoğrafı sosyal medya hesabından hemen kaldırdı.

Trump, yapay zekayla yapılan bu fotoğrafta, kendisinin “İsa Mesih” olarak değil, şifa dağıtan bir doktor şeklinde tasvir edildiğini, bu nedenle böyle bir paylaşım yaptığını söylese de kamuoyundan gelen tepkileri engelleyemedi. Çünkü, Hristiyan inancında, bir kişinin kendisini “İsa Mesih” olarak tasvir etmesi, büyük bir günah olarak kabul edilmektedir.

D. Trump’ın attığı bu geri adım; siyasi hayatı boyunca umursamaz, son derece rahat, saygı kurallarını hiçe sayan, egoist bir üst düzey politikacının bile yeri geldiğinde, dini değerler üzerinden yapılan eleştirileri kaale almak zorunda olduğunu ve uluslararası ilişkilerde farklı dinamiklerin rol oynadığını göstermesi açısından, dikkate değer bir durumdur.

Trump ve kabinesinin ağırlıklı olarak Protestanlık mezhebinin bir alt kolu olan Evanjelizim inancına bağlı olduğu herkes tarafından bilinmektedir. Evanjelikler de tıpkı Siyonist Yahudiler gibi Apokaliptik (Kıyamet, çöküş) beklentileri olan, aşırı dinci bir düşünce yapısına sahiptirler.

ABD parlamentosunda sağ/muhafazakâr kanat, ağırlıklı olarak Evanjeliklerden oluşmaktadır. Evanjelikler, vaat edilen toprakların Yahudilere ait olduğuna, İncil’de anlatılan Armageddon Savaşı’nın (Büyük Kıyamet/Melhame-i Kübrâ) Ortadoğu’da olacağına, bu savaş sonunda dünya devletlerinin İsrail etrafında toplanacaklarına ve Mesih’in Kudüs’e ineceğine inanmaktadır.

Onlara göre, Yahudilerin Filistin’e geri dönüp, İsrail Devleti’ni kurması, Armageddon’un gerçekleşmesini hızlandırmıştır. ABD şu an, Armageddon’un gerçekleşmesi için dünyayı kan gölüne çeviren, insanlık düşmanı Siyonist, Evanjelik ve Satanist gruplar tarafından yönetilmektedir.

Nitekim, ABD Başkanı Donald Trump, Beyaz Saray’da Evanjelik papazlarla dua seansı yaparak, politik duruşunun/motivasyonunun temelleri hakkında dünya kamuoyuna önemli bir mesaj vermiştir.

Trump’ın, Beyaz Saray’da Evanjelik rahipler tarafından kutsandığı görüntüler; Haçlı Seferleri’ne çıkmadan önce, Papa tarafından takdis edilen Avrupalı kralları akıllara getirmiştir.

Trump, emperyalizme dayalı saldırgan dış politikasına, teolojik referanslar üzerinden meşruiyet kazandırmaya çalışsa da son süreçte, Hristiyan aleminden beklediği desteği görememiştir.

ABD ve İsrail’in hiçbir değere, inanca, kutsala, kanuna saygı göstermeyen agresif tavrına, Amerikalı Papa XIV. Leo (Robert Francis Prevost) bile açık bir şekilde tepki göstermeye başlamıştır.

Trump ve Papa arasında yaşanan karşılıklı söz........

© Milat