menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Ekranlardan Kitaplara Dönüş Zamanı

8 0
19.04.2026

Dijital medya, çocuklarımızı ve gençlerimizi yordu, vahim hatalara sürükledi. Artık ekranlardan kitaplara yani huzura dönme zamanıdır.

Çarşamba günü yayımlanan “Grup Kurmak” yazım okurlardan büyük ilgi gördü. Yazının sonunda diyordum ki: “Her şeyin vasatı, her işin ortası makul ve makbuldür. İnternet ve türevlerine de fazla gönül bağlanmamalı. Bu teknoloji aygıtları, bütün zamanımızı almamalı, vaktimizi çalmamalı, hayatımızı yönlendirmemeli, bizi esir etmemeli. Sonra kütüphaneler üzülür, kitaplar mahzunlaşır. Aman ha, onları asla ihmal etmeyelim. Dirayetimizi kullanalım, ekranlardan kurtulup kitaplara sığınalım. İnanın bu hayırlı değişiklik, bizi rahatlatacak kalbimize ferahlık ve esenlik katacaktır.” Türkiye, günlerdir Siverek ve Kahramanmaraş’taki okullarda meydana gelen müessif hadiseleri konuşuyor. Psikologlar, gazeteciler, eğitimciler, aydınlar, yetkililer, veliler, anne ve babalar velhasıl herkes bu acı olaylar üzerine fikirlerini beyan ediyor, çözüm yolları öneriyor. Şefkat kahramanı Ayla Öğretmenimiz ve minik yavrularımızın şehadeti yürekleri paraladı, içimizi kararttı. Gözyaşları sel oldu aktı. Herkes bu katliamın hesabını soruyor, müsebbiplerin cezalandırılmasını istiyor. Günah hepimizin… Çocuklarıyla ilgilenmeyen anne ve babaların, yetişkinlerin, eğitimcilerin, medyanın, ezcümle vebal cümlemizin…

Kahramanmaraş’taki saldırıda şehit düşen kahraman eğitimcimiz Ayla Öğretmen, âdeta 86 milyon insanımızın gönlünde taht kurdu. Kutlu mesleğini severek yapan bütün öğretmenlerimizin temsilcisi oldu. Ayla öğretmenimizin oğlu Furkan Kara’nın şu sözleri unutulmayacaktır: “Annemin vefatına, şehitliğine üzüldüğüm kadar bir taraftan da çok gurur duyuyorum. Annemin benim kahramanım olduğunu biliyordum ama okulunda da kahraman oldu annem. Bizi şu an ayakta tutan gerçekten imanımız. İmanımız olmasa ayakta durulacak veya dayanılacak bir acı değil. Tek tesellimiz, annemin siper olduğu öğrencilerden birinin hayatta kalması. O şekilde şehadet makamına erdiği söylendi. O kardeşim adına çok sevindim. Emek verdiği yolda hakkın rahmetine kavuştu, şehit oldu. Şehit çocuğu olduğum için bu konuda çok mutluyum. Allah bu makamı anneme nasip etmiş. Allah’ıma hamdolsun.”

VURDULU KIRDILI DİZİLERE SON!

Bakıyorum sorumluluk hissi duyan bazı televizyonlar, vurdulu kırdılı dizileri hemen kesti. Hayra alamet! Peki ya, o sözüm ona “kadın ve sözde aile programları” çok mu masum? RTÜK artık harekete geçmeli hem kan deryasına dönen dizileri hem de uyduruk kadın programlarının yayınlarına son vermelidir. Bütün vatandaşlar ekranlara kalite ve seviye istiyor. Bu bizim en tabii hakkımız. “Bir musibet bin nasihatten iyidir.” demiş atalarımız. Çocuklara internet yasağını getirecek olan kanunun hâlâ bekliyor olması, meclistekilerin hatası, vebali, günahı değil mi? Haberlerde duydum: Türkiye’de 4 milyon ruhsatlı, 36 milyon ruhsatsız silah varmış. Ne oluyor yahu! Hadi ruhsatlıların bir gerekçesi var. Ya diğerleri? Türkiye savaşta değil ki toplumda bu kadar fazla silah bulunsun. Bu silahlar nasıl temin ediliyor? Bunları pazarlayan internet siteleri bilinmiyor mu? Bu mecraların kapısına kilit vurulamıyor mu? Kara tüccarların yaptıkları, yanlarına kâr mı kalıyor? Silahlara nasıl oluyor da bu kadar kolay erişilebiliyor? Bu kirli pazarlığın ardından cinayet haberlerinin gelmesi tesadüfi mi? “Önce tedbir” alınması gerekmiyor mu?

HERKESE GÖREV DÜŞÜYOR?

Lafı eğip bükmenin, sözü dolandırmanın anlamı yok. Hepimiz suçluyuz. Çocuklar ve gençler suç işliyorsa onlara sahip çıkmayan yetişkinler de cezasız kalmamalı. Bu sıralarda bazı Avrupa ülkelerinde tabletler kaldırılıyor, kitaplara dönülüyor. İnternetin faydalı olduğu kadar bazen ne kadar canavarlaşabileceğini görüyoruz. Her çocuğun elinde, her evde bir canavar olduğunu düşünelim ve ona göre tedbirlerimizi alalım. Niçin........

© Milat