Bölgesel düzenin yeni kodları
Yüzyıllık jeopolitik düzenler bir gecede yıkılmaz. Önce onları ayakta tutan güç dengeleri aşınır, ardından ittifaklar çözülür, son olarak da yeni aktörler ortaya çıkar. Bugün “Orta Doğu'da” tam da böyle bir tarihî kırılmaya tanıklık ediyoruz.
Birinci Dünya Savaşı sonrasında çizilen sınırlar, İkinci Dünya Savaşı sonrasında kurulan güvenlik mimarisi ve Soğuk Savaş boyunca şekillenen güç dengeleri artık aynı ağırlığa sahip değil. Amerika Birleşik Devletleri bölgeden tamamen çekilmese de artık tek başına düzen kuran hegemonik güç olma iradesini eskisi kadar taşımıyor. Ortaya çıkan boşluk ise bölgesel aktörleri yalnızca daha güçlü değil, aynı zamanda daha iddialı hâle getiriyor.
İran devrim ihracı söylemini bütünüyle terk etmese de giderek daha pragmatik ve jeopolitik bir akılla hareket ediyor. Netanyahu’nun fanatik ve saldırgan tutumu farklı olsa da derin İsrail, güvenliği yalnızca askerî yöntemlerle değil, bölgesel ittifak ağlarıyla tahkim etmeye çalışıyor. Keza Körfez ülkeleri ekonomik çeşitlenme üzerinden yeni bir denge arıyor. Hindistan ise artık sadece Güney Asya'nın değil, “Orta Doğu”nun da stratejik oyuncularından biri olma hedefini açıkça ortaya koyuyor.
Bu tablo, Türkiye’ye hem yeni tehditler hem de yeni fırsatlar sunuyor. Zira........
