Mucize alışkanlıktır
Bu yılın temmuz ayında Dünya Bankası, Vietnam'ı üst-orta gelirli ülkeler arasına aldı. Raporlar bu tür değişimi tek cümleyle geçer. O cümlenin arkasında kırk yıllık bir yol var.
Mekong Deltası'nı düşünün. Ayağa yapışan ıslak toprak, sıcağın altında eğilen başaklar, çuvallara dökülen tanelerin kuru hışırtısı. 1980'lerin ortasında Vietnam kendi halkına yetecek pirinci üretemiyor, dışarıdan almak zorunda kalıyordu. Bugün dünyanın başlıca pirinç ihracatçılarından biri. Arada Doi Moi var. 1986'da başlayan reformlar, ailelerin tarlayı kendi hesabına işlemesinin yolunu açtı. Çiftçi ektiğinin kendisine kalacağını görünce toprağa başka türlü baktı. Devlet de neyin işe yaradığını sahada izledi, işe yarayanı yaydı, yaramayanı bıraktı.
Polonya'ya gidelim. 1990 yılında enflasyon yüzde 585,8'e ulaşmıştı. Paranın üzerindeki rakam büyüyor, ama o parayla alınabilenler küçülüyordu. İnsanın cebindeki banknot aynı kâğıttı; ama yarına dair yaptığı hesap artık tutmuyordu. Ekonomik güvensizlik yalnızca fiyatları değiştirmez. Birikimini korumaya çalışan aile temkinli davranır, yatırımcı önünü görmek ister, genç hangi mesleğe yöneleceğini tartarken yurt dışını da hesaba katar.
Asıl fark, Polonya'nın bu tabloya verdiği yanıtta. Aynı yılın ocağında bir istikrar programına geçti, kurumlarını güçlendirdi, Avrupa pazarlarına bağlandı. 2009 küresel krizinde Avrupa Birliği içinde küçülmeyen tek ülke oldu. Kriz kendi başına kalkınma üretmez. Her sarsıntının ardından zenginleşme gelseydi, krizden geçen her........
