menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Ya tuz da kokarsa?

17 0
08.10.2026

Her yeni güne bir öncekini unutturacak başka bir kötülükle uyanıyor, birkaç gün konuşuyor, öfkeleniyor, sonra önümüze düşen yeni bir hadiseye yöneliyoruz. Önceleri şaşırıyorduk. Şimdi şaşırma kabiliyetimizi de kaybediyoruz. İşte beni asıl korkutan bu…

Başakşehir’de bir okulun kapısında yaşanan vahşeti düşünün. Henüz çocuk denilecek yaştaki bir kız, başka çocuklara bıçakla saldırıyor. On yaşındaki bir evladımız hayatını kaybediyor, çocuklarımız yaralanıyor.

Bir başka gün milyonlarca insanın parasının konuşulduğu fon vurgunu iddialarını tartışıyoruz. Konuşulan rakamlar öylesine büyük ki milyonlar artık küçük kalıyor. Daha vahimi, kamuoyuna yansıyan iddiaların ve tartışmaların içinde üst düzey siyasi görevlerde bulunmuş isimlerin de geçmesi. Oysa makam, servet biriktirmenin ve nüfuzu kazanca dönüştürmenin değil; millete hizmet etmenin ve emaneti korumanın yeri olmalıydı. Makam yükseldikçe imkânların değil, sorumluluğun büyümesi gerekirdi.

Hastaneye gidiyoruz. Bebeğimizi yaşatsınlar diye doktorlara, sağlık çalışanlarına emanet ediyoruz. “Yenidoğan Çetesi” adıyla hafızalarımıza kazınan davada bebekler üzerinden haksız kazanç sağlandığı ve ölümlere sebebiyet verildiği iddialarıyla karşılaşıyoruz.

Alın teri dökmeden, emek harcamadan sahtecilikle işini görmeye çalışanlara rastlıyoruz. Diplomalar sahte, belgeler sahte… Ücretini verdiğinde e-Devlet’e bile kayıt ettirilebilen resmi belgeler…

Sonra futbolda şike ve bahis skandalları… Dar gelirli insanların bütçesinden fedakârlık ederek tribüne koştuğu........

© Milat