II. Abdülhamid’in unutulan mirası: Yetimlere sermaye, fakire devlet kucağı
"93 Harbi’nin ağır göç dalgasıyla sarsılan İstanbul’da, bir padişahın evlat acısından Şişli Etfal; 7 yaşındaki bir yetimin mektubundan ise Darülhayr-i Âli doğdu. II. Abdülhamid döneminin 'istibdat' tartışmaları gölgesinde kalan; din, dil, ırk ayrımı gözetmeyen devasa sosyal yardım ağı ve Osmanlı’dan Cumhuriyet’e uzanan köklü kurumsal mirasın hikâyesi..."
Resimaltı- "Savaşların, göçlerin ve acıların ortasında yükselen bir sosyal devlet hamlesi: Darülaceze’den Şişli Etfal’e, II. Abdülhamid döneminin bilinmeyen insani yüzü ve günümüze uzanan köklü kurumların doğuş hikâyesi..."
Aksaray Üniversitesi’nde hazırlanan bir tez, Sultan II. Abdülhamid döneminde sosyal yardımın “sadaka” olmaktan çıkıp modern bir “devlet politikası” haline geldiğini belgelere dayanarak ortaya koydu. 93 Harbi’nin ardından İstanbul’a akın eden yüz binlerce göçmenin yaralarını saran padişahın kurduğu kurumlar, günümüzde hâlâ faaliyet gösteriyor. Ancak bu kurumlardan biri, siyasi hesaplaşmaların kurbanı oldu.
93 Harbi’nin Ardından: İstanbul’a Dört Yüz Bin Göçmen
1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı’nın (93 Harbi) ağır yenilgisi sonrası, Rumeli’den İstanbul’a tam 400 bine yakın göçmen akın etti. Şehir sokakları bir anda kimsesiz çocuklar, hastalar, mülteciler ve gazilerle doldu. Şehirdeki asayişi yeniden tesis etmek ve yardıma muhtaçları korumak için harekete geçen Padişah II. Abdülhamid, “Refah ve Saadet-i Umumiyeyi Temin” (Genel Refah ve Mutluluğu Sağlama) politikasıyla tarihinin en kapsamlı sosyal yardım hamlelerinden birini başlattı.
DARÜLACEZE: “DİLENMEK YASAKTIR, KAPIMIZ HERKESE AÇIK”
II. Abdülhamid’in vizyon projesi olan Darülaceze, 1896 yılında İstanbul Okmeydanı’nda kapılarını açtı. Burası sadece bir sığınak değil, kendi kendine yeten adeta küçük bir şehirdi: Müslüman ve gayrimüslim ayrımı yapılmaksızın, bakıma muhtaç herkes buradan eşitçe faydalanabiliyordu. 18 ayrı binadan oluşan komplekste; kadın ve erkek koğuşları, yetimhane (ırzahane), hastane, okul, hamam, çamaşırhane ve atölyelerin yanı sıra bir cami ile bir kilise yan yana yer alıyordu. Kimsesiz bebekler için Avusturyalı dadıların görev yaptığı modern bir birim kuruldu. Bebeklerin günlük kiloları ölçülüyor, sağlık kayıtları titizlikle tutuluyordu. Okul çağındaki çocuklara hem dini hem de mesleki eğitim veriliyor, atölyelerde üretim yapılıyordu. Padişah, Darülaceze'nin inşaatı için bizzat bir bağış kampanyası başlattı; kendi şahsi eşyalarını sergiye açarak gelir sağladı ve memurlara yardım biletleri sattırdı. Dönemin gazeteleri her cumartesi “Sadaka-i Seniyye” başlığıyla bu yardımları........
