menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Bedestenden Rezidansa: İstanbul’un Alışveriş Yolculuğu

18 0
21.02.2026

Kapalıçarşı’dan Zorlu’ya, OdaKule’den Palladium’a: İstanbul AVM’lerinin hikâyesi, sadece alışveriş değil bir toplumun değişen yüzü.İlk ticaret, tarihin erken dönemlerinde Agora’larda, Forum’larda başladı. Başlangıçta geçiciydi her şey; birkaç saatliğine kurulan tezgâhlar... Ama sonra insanlar, bu hareketliliğin kalıcı olmasını istedi. Ve zamanla bu tezgâhlar, kalıcı dükkânlara dönüştü. Bizde ise Türk-İslam şehirlerinde, ticaret mekânı sadece “mal”ın satıldığı bir yer değil, aynı zamanda bir sosyal merkezdi. Bedesten, arasta ve kervansaraylar; camiyle, medreseyle, hamamla yan yana inşa edildi. Alışverişin ortasında bir ibadet, bir ilim halkası, bir temizlik vardı. Yani hem bedenin, hem ruhun alışverişiydi bu... İstanbul’un bugünkü alışveriş merkezleri işte bu uzun yolculuğun son halkası. Kapalıçarşı’dan başlayıp Zorlu’ya uzanan bu hikâye, sadece mağazaların değil; zihniyetin, şehir anlayışının ve insan ilişkisinin nasıl dönüştüğünü anlatıyor bize.

DEĞİŞEN MEKÂN MI YOKSA ALIŞVERİŞ KÜLTÜRÜ MÜ?

İstanbul’da alışverişin tarihi, sadece bir “alışveriş” hikâyesi değildir. Bu, aynı zamanda bir şehirde tüketimin, mimarinin, sosyalliğin ve hatta kimliğin nasıl dönüştüğünün hikâyesidir. Kapalıçarşı’dan başlayan bu yolculuk, günümüzde Zorlu, Kanyon, Palladium gibi dev komplekslerde devam ediyor. İşte İstanbul’un değişen AVM haritasından notlar. Fatih Sultan Mehmet’in emriyle 1461’de kurulan Kapalıçarşı, sadece bir çarşı değil; bir şehrin ticaret nabzının attığı yerdir. Her sokakta farklı bir zanaatın yer aldığı bu yapı, Osmanlı'nın ekonomik yapısını yansıttığı gibi, sosyal sınıflar arasındaki geçişleri de barındıran bir mikrokosmostu. Mücevherden kumaşa, halıdan antikaya........

© Milat