menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Küresel İnfaz: Batı’nın İntiharı Çin’in Sessiz Yükselişi

50 0
06.04.2026

Gece yarısı. Washington’da Pentagon’un ışıkları hâlâ yanıyor. Orta Doğu’da patlamalar, füze izleri, “intikam” naraları… Televizyonlar aynı görüntüyü tekrar tekrar yayınlıyor: İran’ın yeraltı sığınaklarından fırlatılan füzeler, İsrail’in Demir Kubbe’si altında çığlıklar, ABD’nin uçak gemileri Kızıldeniz’de nöbet tutuyor. Ama perde arkasında, karanlık bir odada, Pekin’deki bir masa lambasının altında tek bir adam oturuyor. Elinde bir fincan çay, dudaklarında hafif bir gülümseme. Masasının üzerinde dünya haritası… Ve o haritanın üzerinde kırmızı kalemle çizilmiş oklar: sermaye akıyor, limanlar alınıyor, tedarik zincirleri düğümleniyor. Bu adamın adı Xi Jinping değil. Bu adam “tarih” kendisi. Ve o, sessizce izliyor. Çünkü bu savaşın gerçek galibi ne Tahran ne Tel Aviv ne de Washington. Gerçek galip, binlerce yıldır Çin Seddi’nin arkasında bekleyen ejderha. İşte bu yazı, o ejderhanın izini sürüyor. Bir polisiye gibi: Kim kazandı? Kim kaybetti? Ve asıl soru: Batı kendi mezarını hangi ellerle kazdı?

BARUT DUMANININ ARDINDAKİ ASIL PATRONO

Orta Doğu’da her patlama, her “intikam” yemini, her tanker yangını… Hepsi aynı senaryonun bir parçası gibi görünüyor. Eski İran Dışişleri Bakanı Cevad Zarif, Foreign Affairs dergisinde adeta zafer sarhoşu: “Biz kazandık, Amerika bataklığa saplandı.” Ama Zarif’in satırları arasında gizli bir imza var. O imza Pekin’e ait. Brown University Costs of War projesi, 2001’den 2025’e kadar ABD’nin Orta Doğu savaşlarının maliyetini 8 trilyon dolar olarak hesaplıyor. Sadece Ekim 2023’ten Eylül 2025’e kadar İsrail’e askeri yardım 21.7 milyar dolar, bölgedeki operasyonlar ise 9.65-12.07 milyar dolar daha ekledi. Toplam 31-33 milyar dolar sadece iki yılda. Bu para, ABD’nin dikkatini, üretim kapasitesini ve küresel liderliğini eritiyor. Peki bu sırada Çin ne yapıyor? UNCTAD World Investment Report 2025’e göre küresel FDI 2024’te  düştü ama Çin’e giren sermaye hâlâ devasa. Macrotrends verilerine göre 2000’den 2021’e kadar Çin’e giren doğrudan yabancı yatırım yıllık ortalaması yüz milyarları aştı; kümülatif toplam 4 trilyon doları geçti. 2025’te Çin’in küresel imalat payı (-30 seviyesinde (CSIS ChinaPower 2025). Dünya Bankası’na göre 2000’de %4 olan ticaret payı bugün 0’u aştı. Bu bir tesadüf değil. Bu, tarihin en büyük “stratejik sabır” operasyonu. Batı, kendi eliyle beslediği ejderhayı şimdi boğazında hissediyor. Ve bu yazı, o boğazın nasıl sıkıldığını adım adım anlatıyor.

TRUVA ATI’NIN DÜNYA TİCARET ÖRGÜTÜ’NE GİRİŞİ

2001 yılı. New York’ta ikiz kuleler henüz yıkılmamış. Washington’da “paranın efendileri” Çin’i masaya davet ediyor: Dünya Ticaret Örgütü’ne (DTÖ) gir. O günlerde herkes aynı şeyi düşünüyor: “Çin ucuz işgücü deposu. Fabrikaları oraya taşıyalım, sendikalarla, vergilerle uğraşmayalım, kârı beşe katlayalım.” Boeing, Apple, Volkswagen, Pfizer… Hepsi valizlerini topladı. Sadece makineler değil, “know-how” da hediye edildi. Teknik bilgi, Ar-Ge sırları, üretim sırları… Çin’e aktı. Macrotrends........

© Milat