Tarihin Ateşiyle Bugünü Yakmayın
Geçmişin közünü kurcalıyoruz. Sönmüş sandığımız yangınların üzerine yeniden üflüyoruz. Her tartışmada biraz daha harlanıyor, her cümlede biraz daha büyütüyoruz o ateşi. Ve fark etmeden, tarihin ateşiyle bugünü yakıyoruz. Peki bugün siz kimin tarafındasınız? Bu soruyu halâ Cemel üzerinden mi, Sıffin üzerinden mi, yoksa Kerbela üzerinden mi soruyorsunuz? Yoksa mesele artık çok daha çıplak, çok daha güncel ve çok daha yakıcı bir hâl mi aldı? Çünkü bugün bu tartışma tarih üzerinden yürümüyor. Ülkeler üzerinden, mezhepler üzerinden, haritalar üzerinden, jeopolitik hesaplar ve güç dengeleri üzerinden yürüyor. Ama garip olan şu ki, kullanılan dil halâ aynı. Şii–Sünni. Sosyal medyaya bakıyorsunuz, bir taraf İran’a öfkesini kusarken Şiiliği hedef alıyor, diğer taraf Sünniliği hedef alarak karşılık veriyor. Herkes birbirine hakaret ediyor, herkes birbirinin inancını aşağılıyor, herkes kendi öfkesini "hakikat" diye sunuyor. Sonra da cümlenin sonuna şunu ekliyor. "Ama ben Amerika’nın karşısındayım." Bu cümlenin hiçbir anlamı yok. Çünkü kullandığınız dil ile zaten Amerika’nın kurduğu oyunun içindesiniz. Kurduğunuz cümlelerle İsrail’in arzuladığı ayrışmayı derinleştiriyorsunuz. Farkında olmadan onların stratejik hedeflerine hizmet ediyorsunuz. Kısacası, yangına su taşımak yerine farkında olmadan ateşi harlıyorsunuz. Bir yandan "karşıyım" diyorsunuz, diğer yandan onların en çok istediği şeyi yapıyorsunuz. Bölünüyorsunuz. O yüzden mesele artık "kimin yanındayız" meselesi değildir. Bu soru çoğu zaman yanlış yere götürür. Çünkü taraf olmak, çoğu zaman körleşmeyi beraberinde getirir. Kendi tarafını aklamak, karşı tarafı şeytanlaştırmak gibi bir kolaycılığa kaçılır. Asıl sorulması gereken soru şudur. Biz kimin karşısındayız? Eğer bu soruya net bir cevap veremiyorsak, kimin yanında olduğumuzun da bir anlamı yoktur. Ama şunu da görmek zorundayız. Bu tartışmalar bu dil ile yürütüldüğünde mesele başka bir boyut kazanır. Bu sefer soru değişir. Artık "kimin karşısındayız?" sorusu geri çekilir, yerini "kimin yanındayız?" sorusu alır. Çünkü diliniz, üslubunuz ve kurduğunuz cümleler sizi bir yere konumlandırır. Siz sadece karşı olduğunuzu söylediğinizi sanırsınız ama aslında farkında olmadan bir tarafın dilini üretir, bir safın içinde yer alırsınız. İşte tam da bu yüzden bu iki soruyu birbirinden kopararak değil, birbirini dengeleyen bir........
