Sessiz bir seda, bir veda şarkı ve vefâ: Recep Yazıcıoğlu’nun aziz hatırasına
Zaman, önüne kattığı her şeyi alıp götüren amansız bir nehir gibidir; ancak bazı insan isimleri vardır ki, o nehrin coşkun sularında silinmek yerine zamana direnen çınar kökleri gibi hafızalara tutunur. Türk bürokrasisinden, milletin gönül hanesinden bir Recep Yazıcıoğlu geçti…
Takvimler 8 Eylül 2003’ü gösterdiğinde, fani dünyadaki koşusunu tamamlayıp ebediyet alemine göç eden o sıra dışı adamın ardından koca bir millet içtenlikle gözyaşı döktü. İster "Süper Vali" deyin, ister "Efsane Vali"... O, makam koltuklarının soğukluğunu, devletin somurtkan ve hantal bürokratik çehresini yıkan; milletin içinde, milletle beraber soluk alıp veren sıcak bir candı.
36 yaşında Türkiye’nin en genç valisi olarak atandığı Tokat’tan Aydın’a, Erzincan’ın ulaşılamaz denilen dağ köylerinden Denizli’nin bereketli topraklarına kadar bastığı her yerde bir iz bıraktı. Tokat’ta devlet-millet iş birliğiyle inşa ettirdiği okul derslikleri, Erzincan’da Fırat’ın hırçın sularına vurduğu neşter ve dillere destan Başpınar Köprüsü, Fırat’ta yaptığı rafting hamleleri, "Sil Baştan" diyerek sisteme yönelttiği cesur eleştirileri… Hepsi ama hepsi tek bir mefkûre içindi: Milletin mutluluğu ve memleketin selâmeti.
Gazeteci büyüğümüz Sami ÖZEY beyefendi merhum valimizle bir radyo programı sırasında yaşadıkları bir hatırasını şöyle anlatıyor:
“İşte o güzel insanı, aramızdan ayrılışının sene-i devriyesinde anarken, geçmişte........
