Sanal saadet zinciri çöktü: Piyasada "fon" oyunu nasıl patladı?
Finans dünyası zaman zaman öyle çetrefilli terimlerle konuşur ki, sıradan vatandaşın aklı karışır, ne olup bittiğini anlamakta güçlük çeker. Son günlerde gündemi meşgul eden, yüz binlerce yatırımcının kafasını kurcalayan ve Sermaye Piyasası Kurulu’nun (SPK) neşter vurduğu “131 Fonun Tasfiyesi” olayı da tam olarak böyle bir konu.
Peki, televizyonlarda, gazetelerde süslü ekonomi terimleriyle anlatılan bu "Fon Krizi" aslında nedir? Bize anlatılan saadet zinciri nerede kırıldı? Gelin, en sade haliyle tane tane anlatalım.
Önce İşin Temeli: Yatırım Fonu Nedir?
Yatırım fonunu anlamak için devasa bir "Açık Büfe Restoran" ya da mahallece "Ortaklaşa Girilen Kurban" mantığını düşünün.
Tek başınıza cebinizdeki 1.000 lira ile gidip tek bir dev şirketin hissesini, altını, devlet tahvilini ve dövizi aynı anda satın alamazsınız; paranız yetmez. İşte yatırım fonları tam bu noktada devreye girer. Binlerce küçük yatırımcının parası dev bir havuzda toplanır. Bu devasa parayı sizin adınıza SPK lisanslı, işin uzmanı profesyoneller yönetir. Onlar ekonomiyi takip eder, "açık büfeden" en doğru yiyecekleri seçer gibi sepete farklı hisse ve varlıkları koyarlar. Siz de koyduğunuz para oranında bu havuzdan bir "katılma payı" alırsınız. Sepetteki varlıklar değer kazandıkça paranız büyür.
Üstelik işin yasal tarafında paranız devlet güvencesindeki Takasbank’ta saklanır. Yani fonu yöneten şirket batsa dahi paranıza el uzatamazlar. Sistem kağıt üzerinde son derece güvenli ve mantıklıdır.
Peki, sistem bu kadar güvenliyse, ne oldu da yüz binlerce insan kendisini bir krizin ortasında buldu?
Şişirilen Balon: Sistem Nasıl İşledi?
İşin "vurgun" veya kriz kısmına geldiğimizde karşımıza çıkan şey, finansal mühendislikle yapılan bir sanal saadet zinciridir.
Açgözlü bazı portföy yöneticileri, borsada fazla alıcısı satıcısı olmayan, derinliği düşük (sığ) küçük şirketlerin hisselerini gözlerine kestirdiler. Kurdukları fonların içine bu hisseleri doldurmaya........
