Moderatörün zor sınavı
Açık oturumlar, paneller veya sempozyumlar... Ekran karşısında ya da bir salondaki kürsüde düzenin teminatı gibi duran bir masa ve o masanın tam ortasında oturan bir insan görürsünüz: Moderatör.
Sözlük anlamı "yönlendirici" ya da "ılımlılaştırıcı" olsa da, gazetecilik mesleğiyle birleştiğinde moderatörlük, sadece konuşmacılara söz sırası dağıtan bir saat hakemliği değildir. Aksine, kamuoyunun bilgi alma hakkı adına sahada yürütülen tarafsızlık ve hakikat mücadelesinin tam merkezinde yer alır.
Zaman zaman gazeteci dostlarımızın ya da bizlerin üstlendiği bu kritik görev, günümüzün kutuplaşmış medya ikliminde her zamankinden çok daha zor, bir o kadar da hayati bir sorumluluk haline geldi. Peki, modern çağda bir gazeteci-moderatör nasıl olmalı? Toplumu gerçeklerle buluştururken tarafsızlığı bir "renksizlik" değil, bir "ilke" olarak nasıl inşa etmelidir?
Hakikatin Tarafı, Tartışmanın Hakemi
Toplumun en büyük beklentisi ve gazetecilik etiğinin temel kaidesi tarafsızlıktır. Ancak burada çok sık düşülen bir tuzak var: Tarafsızlık, iki farklı görüşe eşit süre verip kenara çekilmekten ibaret pasif bir seyirci kalma hali değildir.
Gerçek bir moderatör, tartışılan konunun tarafı olmaz ama hakikatin ve kamu yararının tarafıdır.
Stüdyoda veya panelde bir iddia ortaya........
