Ömrümün varı
Gün kısalıyor. Yapraklar sararıyor. Yüzümüzde solgun hüzünler. Bavullara sığmayan yol hikâyeleri başlı kalıyor. Hafıza dolu, ekranda uyarı. Ağırlaşan sayfaları çeviremeyen mecalsiz bünye. Ve cevapsız çağrıların silinen kaydı.
Düşmüyor hiçbir arama. Meşgul. Hayata kapalı yüz. Tıkanmış yolların ağırlığı. Seyretmiyor.
Bir bir çekiliyor kenara kim varsa. Gözbebeğinden vurulan bir kuşun çırpına çırpına düşüşü… Sahi, canı tenden ayıran bu ayrılığın hükmünü onaylayan makama yapılan itirazı kim kabul eder? Hedefine can koyup, tüm ışıkları söndüre söndüre avını tuzağa çekenlerin iştahını kim durdurur?
Şimdi alışveriş merkezlerine akın var. İçinden çıkılmıyor hiçbir hesabın. Hesap makinesine dönen kalplerde ritim bozukluğu…Bozulan diyetler, can sıkıyor terazilerin ekranı. Yeni alınan dertler. Harcanan sevgilerin yerine konan güvensizlik hissi. Sofradan eksiliyor tat. Ömür, parçalanıyor boy aynasında. Kanıyor çiçek.
Dipten gelen deprem sesi. Kırılan gönüllerin parçası nereye düşer? Bir avuç gönül kırığı…
Ayrılık çeşmesinde hüsnünden hüzün akan… Sabır… Bilinmez yazgının karanlığı ak göğsünde parçalanacak.........
