Bir Bahar Günü…
Gök mavi, dal yeşil, tarla sarı olsun;
Kuşların çiçeklerin diyarı olsun”
Cahit Sıtkı Tarancı’nın bir dua serinliği gibi gönlümüze işleyen dizeleriyle başlamak istiyorum. Bu dizelerde saklı olan hasret, yalnız bir coğrafyaya değil, insan ruhunun en taze, en diri hâline yöneliktir. Bahar, işte tam da bu hasretin karşılığı gibi gelip içimize serin bir rüzgâr, kalbimize yeni bir umut bırakır.
Baharın gelişiyle birlikte insanın ruhunda bir değişim başlar. Kışın ağırlığı ve sessizliği gider, onun yerine hareketlilik başlar. Sanki ruhumuz derin bir uykudan uyanır. İçimizde tarif edemediğimiz bir “diriliş” belirir. Kendimizi daha üretken, daha neşeli, daha umutlu hissederiz. Günün uzaması ile zihnimiz aydınlanır, karamsarlık, yerini taptaze umuda ve hayale bırakır. Bahar, yeniden doğuş olur.
Mevsimler insan hayatının genel görünümü gibidir. İlkbahar çocukluk, yaz gençlik, sonbahar olgunluk, kış ise yaşlılık gibidir. Her mevsimin kendine özgü bir güzelliği, bir anlamı vardır. Bahar ise başlangıçların mevsimidir, umutların filizlendiği, hayallerin yeşerdiği zamandır. İnsan, hayatın döngüsünü doğada izlerken aslında kendi varoluşunu da yeniden keşfeder. Bu yüzden bahar, yalnızca bir mevsim değil, aynı zamanda bir hatırlayış ve........
